Güldürmeyin Beni...

Türkiye’yi Almanya’nın dinlediği ortaya çıktı ya? Amerika ve İngiltere sıraya girdi. Haberler Almanya’dan…

02.09.2014 00:00


 
Almanya “eli-ayağı-boyu(!) uzun” adamın İsviçre bankalarında olduğu söylenen yedi ayrı hesap bilgisini 30 bin Avro para vererek satın almıştı.
 
Rahmetli Kaşif Kozinoğlu bir MİT görevlisi olarak aynı iddiayı dinlendirdi. Yani, resmi bir ağız da bu iddiaları doğruladı. Uzun adam o zaman da kulağının üzerine yattı. Gazeteciler dinleme olayı hakkında görüşünü soruyor.  Uzun adam mahalle dedikodusunu dedikoducu teyzeye-amcaya soracakmış gibi, “başkanlar kendi aramızda konuşuruz” dedi.  Her şey ortada yazılıp çiziliyor. Zat-ı uyanık, özel konuşacakmış(!).. E, insanın aklına şunu sormak geliyor tabii;
“Pazarlık mı edeceksin? Vermediğiniz daha ne kaldı?”
Gelelim asıl konuya;
Hatırlayın, bunların “babalar gibi satarım” diyen bir bakanları vardı. Kendisi aynı zamanda Amerikan vatandaşıdır. Eşi göğsünde Amerikan bayrağı olan bir tişörtle gezmiştir. İşte o dönemde Telsim İngiliz’e satıldı. Sattıkları şirket sabıkalıydı. Daha önce Yunanistan’ı dinlemişti. Hatta dinlemeleri Amerikan Konsolosluğuna yönlendirmişti. Suçunu itiraf da etti. O zaman ben dahil birçok kişi bu durumu yazdık ama umursayan olmadı.
Dinleme sabıkası olan bir firmaya telefon satmak;
“Dinleyin, bir mahzuru yok” demektir.
 
Türk Telekom Uzun adamın Lübnan gezisi sonrasında Hariri’ye bir yıllık karına satıldı. Güya “kiraya verdik” kılıfıyla hukuksal engeller ortadan kaldırıldı. Fakat nasıl bir kiracıysa, Türk Telekom’un arsalarını satışa çıkardı.
Önemli bir mülkü Arap’a sattıysan, cilayı kazıyınca altından mutlaka İngiliz ve ortakları “İsrail-Amerika” çıkar. Ayrıca Ortadoğu ülkelerinde sözde Ermeni soykırımını tanıyan tek ülke Lübnan’dır. Hariri’nin Ermenistan’da sözde soykırım anıtı önünde resimleri vardır.
İşte bu Hariri’nin Türk adıyla birlikte(o zaman bile Türkler nasıl satışa geleceğini anlayamadı) Telekom’u satın almasından hemen sonra Telekom’un Genel Müdürlüğünde 7 İngiliz Ajanı’nın tespit edildiği söylendi. Bu durum basına yansıyınca ilgililer inkar edemedi ama sayıyı düşürdü. Üç İngiliz ajanı tespit edildi, sınır dışı ettik de-di-ler(!).. Binlerce dolar maaşla Telekom’a başlayan ve günlük uçakla gelen, gözde gözlük, sürekli elde telefonla konuşan yabancı şahısların ilk önce “GÜVENLİK AÇIKLARINI” tespit etmeye çalıştıklarını kurumda çalışanlardan duymuştuk. Devletçi yetişen kadrolar bu duruma itiraz edince aralarında epeyce sürtüşme çıktığını öğrenmiştik. O nedenle kurumda duruma uyum sağlayamayan personel ya devlet kurumlarına gönderildi, ya da emekliliği gelenler “mobing uygulanarak” emekli edildi. Bu durumu ve TİB’in kuruluşunda F-çete kadrolaşmasını yazan gazeteci Vedat Yenerer de Ergenekon tezgahı ile 11 ay esir alındı. Olmayan silahı var edip üzerine kaydettiler. Sopa olma niteliğinden başka bir işlevi kalmayan antika tüfek “hurda, mermisi yok” raporuna rağmen, “vahim silah” olarak Beşiktaş Terör Örgütü’nün kayıtlarına düştü…
 Gelelim Amerika işine;
Beni güldürmeyin. Amerika’nın sizleri ayrıca dinlemesine gerek var mı? Amerika Genelkurmay’ın içine NATO ile zaten girdi. Kamu Güvenliği Müsteşarlığı içinde yabancı çalıştırılmasını AKP yasal hale getirdi.  Biz bu yabancı çalıştırma işini ABD(CİA)-MOSSAD-M16 olarak düşünebiliriz. Ergenekon tertibi öncesinde 35 CİA ajanı ülkeye girdi. Bugün neredeler bilen var mı?
Yani diyeceğim o ki, Ankara’nın(Türk Ordusu’nun) şerrinden Bürüksel’in şefahati iyidir diyenlerin düşmanın“KUCAĞINA” oturması kaçınılmaz bir durumdur. Bu durumda artık Asiye’nin kurtulması olası görünmüyor. Ettiğini buldular diyeceğim de, sadece ettiğini onlar bulmuyor. Bedelini ülkemiz ödüyor. Asıl ödeyeceği günler de ileri de. Piyonların işi bitip ortadan kaldırıldığında…
 
Almanya’nın “ Türkiye’yi dinlediğini ilan etmesini” Ortadoğu’da başlayan çıkar kavgasına bağlarsak, çok da yanlış düşünmemiş oluruz. Dinlemeler için ne diyor Almanya?
Evet, dinledik. Amerika dinleyince tepki verdik. Çünkü Amerika dost ama Türkiye dost değil(!)…
Oysa Türkiye’yi dinlediğiniz zaman sadece Türk siyasilerin kirli çamaşırlarını öğrenmiş olmazsınız. Başka neleri kayda alırsınız?
Türkiye üzerinden;
Amerika, İngiltere, İsrail’i takip edersiniz.….
Çünkü AKP Türkiye’nin Ortadoğu politikalarını bu üçlü çete ile birlikte belirliyor. Daha doğrusu bu üçlü çetenin ayakçılığını, fedailiğini yapıyor.
 
Bu dinlemelerin bizzat Almanya tarafından açık edilmesinin anlamı şudur;
BOP kapsamında yürütülen özde talan, sözde demokratikleşme sürecinde Almanya kendi çıkarları açısından ya oyun dışı kalmıştır. Ya da istediği payı alamamıştır. Mesajını da Türkiye üzerinden gönderiyor. Türkiye dost değilse; ABD, İngiltere, İsrail’de dost değildir. Çünkü Türkiye’nin Ortadoğu’da“ne yazık ki” bu üç ülkenin çıkarını korumaktan başka bir işlevi kalmamıştır.
Almanya da;
“Eşeğini dövemeyen semerini döver” misali, Erdoğangilleri dövüyor ama olan Türkiyem’e oluyor.
Süreci iyi izlemek lazımdır. Çünkü bu mesajlar üzerinden kemik kavgası yapılıyor. Almanya da kemiğini istiyor. Bir şeyler vaat edilmiş olmalı ki, bugün Almanya’nın Peşmerge’ye silah verilmesini kabul ettiğini okuduk.
 
Erdoğan mı?
6-7 Yıl önce “şantaj demokrasisi” diye bir yazı yazmıştım. Erdoğan her parmak salladığına;
“Biz de bildiklerimizi söylersek…” diye tehdit savuruyordu. Yani; hukuk devletini ayakları altında çiğniyordu.
İşte bu duruma da ” yargıladığın gibi yargılanırsın ayetinin tecellisidir” diyeceğiz ama…
Bizler içeridekilerin şerrinden “Almanya’nın şefaatine sığınacak kadar kansız” değiliz. Zavallı da değiliz.
Anadolu’da bir söz vardır:
“Döverim dövdürmem, söverim sövdürmem” diye…
Bu söz Anadolu insanının onurlu duruşunu simgeler.
O nedenle bunlar şantaja boyun eğse de, biz Almanya dövüyor diye sevinecek kadar onurumuzu, Türklüğümüzü kaybetmedik şükürler olsun.
Oysa bu devşirme mecliste birçok kişinin numaralı ajan olarak deşifre olmasına rağmen, ABD Konsolosluğu adına çalışan istihbarat görevlisi gibi bağ kurduğu WikiLeaks belgeleri ile ortaya saçılmasına rağmen, hepsi arsızca yerinde oturmaya devam ediyor. Gariban milletim de bunlardan medet ummaya devam ediyor.
 
Her çöküş ONURUNU kaybetmekle başlar. Onurunu kaybedenin siyaseti, mevkii, makamı olmaz.
Kılıçdaroğlu için de Y-CHP öncesi Alman istihbaratı ile görüştüğü, Baykal’ın Alman hançeri ile vurulduğu iddialarını düşünürsek, MİLLİYETÇİLERİ tasfiye etmek için Kılıçdaroğlu’nun da Baykal’ın milli duruşundan BND’nin şefahatine sığındığı ortaya çıkar. Çünkü bu iddiayı Almanya yalanlamıyor.
 
Ankara’da bulunan ve çoğunluk haliyle “Tertip –Başkalaşım-Mahvetme-Mürai”  meclisi haline gelen TBMM, KOKUŞMUŞLUĞUN-BATAKLIĞIN da merkezi haline gelmiştir.
Sahi “Asiye nasıl kurtulu”?
Asenalar doğunca, Mete Han, Alparslan ruhu hayat bulunca…
Yani; hafıza kaybından kurtulunca…
Hafızamız kafamıza bir darbe yemeden yerine gelecek gibi görünmüyor.
Türkiye’yi mi dinlemişler?
Vah vah!!... Güldürmeyin beni!!.
Kapı bilerek, isteyerek içeriden açıldı. Nasıl mı?
Yukarıya bakın. YAZDIK YA(!)…
02 Eylül 2012
zahide@zahideucar.com
www.zahideucar.com