Katil

Ömürleri Siyonizm ticareti ile geçti. Önüne gelene mason dediler.

19.08.2014 00:00

Kendilerinden başka herkes kafirdi.  Karanlık odalarda, sütre gerisinde konuştular. Kafir dediklerine eğilmeyi de “hedefe ulaşana kadar takiyye yapmak  haktır” deyip, riyakarlıklarını da “İlmi siyaset” diyerek kutsadılar.


Güç ellerine geçti. Dini işporta arabalarında, cami avlularında sattılar. Kur’an’a savaş açtılar. Muhammedi ahlaka savaş açtılar. İslam’a yapılan haçlı operasyonun ayakçısı oldular. “ABD raporlarında Türkiye’de din tehlike olmaktan çıktı” diye yayınlandığı tarih Ocak 2007’dir… Bu raporun manası; din tüccarları beş yılda dini emperyalizme uygun hale getirmeyi başarmış demektir. Ayetlerin yasaklanması da bu zındıklara kısmet oldu(!)…

Dar’ül Harp kılıfıyla yaptıkları soyguna, gaspa, hırsızlığa “GANİMET” dediler. “Hırsızlar Kralı”na ganimet gelirlerinden %25 pay verin diye fetva veren bile oldu. Masonlar adına PTT’den hatıra pulu çıkarmak ilk defa kendilerine nasip oldu(!).. İsrail adına Ortadoğu’yu kana buladılar. Filistin ticareti yaptılar. Filistin’e en büyük desteği sağlayan Suriye’yi kana bulayıp Filistin’in en önemli dayanağı olan ayağı kırdılar. İsrail’e problem olabilecek ülkelerde iç karışıklık çıkmasına ön ayak olarak İsrail adına saha temizliği yaptılar.

“Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek.” Abdullah Gül(6.3.2006, Vakit)

Libya’dan Irak’a kadar öyle bir demokrasi geldi ki, kan gövdeyi götürdü. Libya paramparça. Ölümler sıradan vaka. Suriye’de işledikleri savaş suçu, insanlık suçu sırtlarında damga… İşlenebilecek bütün suçlar işlendi. Büyük İsrail projesine örtü olan Kürdistan’ın Suriye parçası kotarıldı. Irak kana bulandı. Müslüman coğrafyada binlerce kadın tecavüze uğradı. Bütün bu kargaşa içinde gözden kaçan bir etnik temizlik var. Türk kıyımı. Şimdi yazacaklarımı iyi okuyun. Ve asla unutmayın!!.

17-23 Temmuz arasında  (YAFEM)’’in 17.sini düzenlediği “Türk Boyları Kültür Şöleni” yapıldı. Şölen programı içinde olanTürk Dünyası Yazarlar Buluşması’na misafir olarak katıldım. Suriye Türkmeni olan Suriye Oğuz Boyları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Kurucu ve Onursal Başkanı Av. Ali Öztürkmen ile konuşma imkanı buldum. Öztürkmen ile birlikte şölene katılan üç Suriye Türkmeni gencimizle sıkıntılarını konuşma fırsatı buldum. Anlatılanlar AKP siyasetinin yaptığı ihanetin, Türk düşmanlığının geldiği korkunç boyutu gösteriyordu.

Suriye’de savaş öncesi 3.500.000 Türkmen yaşadığını öğrendik. Erdoğan’ın Türkmenleri hedef haline getirdiğini, Esad’a “bizim orada soydaşlarımız var” dedikten sonra Humus’ta 4-5 köyde katliam yapıldığını, Bephumur’da 50 bine yakın Türkmen öldürüldüğünü, narenciye alanlarının yakıldığını söylediler.

Şimdi sözü Türkmen gençlerimize bırakalım:

“Türkiye Türkmen yerlerini IŞİD’e verdi. Suriye’de IŞİD’in başında Türkiye’den gelen Türkler var. IŞİD Türkmen köylerini boşalttı. Sadece yaşlılar kaldı. Gençler öldürüldü, boğazlandı. Eşi ölen kadına el koydular. Humus Türkmen’i 150 aile Kargamış karşı, Celal Bus’da katliama uğradı. Kızlar muta nikahı ile el değiştiriyor. Türkiye Arapları, Ermenileri, Kürtleri  içeri aldı, Türkmenleri almadı. Türkmenler dokuz ay sınırda bekledi. 50 çocuk karda soğuktan öldü. Erdoğan bizi hedef yapmasaydı biz de başımızın çaresine bakardık.

Türkiye’de YTB(Yurt Dışı Akraba Türk Toplulukları)’ye Türk asıllı öğrenciler burslu okumak için müracaat etti. YTB Türk dışında her ülkeden öğrenci getiriyor. Suriye PKK’sı, Somali ve diğerleri... Suriye Türkmen Heyeti şimdi başbakanlık Müşaviri olan dönemin YTB Başkanı Kemal Yurtnaç’a Suriye Türkmen öğrencilere kontenjan ayrılması için müracaat ettiğinde Yurtnaç Suriye Türkmen Heyetine; gidip Araplaşın’ diye cevap verdi.

Antep Üniversitesinde 250 Türkmen öğrenci var dediler. Araştırdığımızda üç Türkmen öğrenci çıktı. Gaziantep Üniversitesinde 700 Arap öğrenci okuyor. 100 Türkmen öğrenci Antep’te işsiz geziyor. Eğitim’e müracaat eden Türkmen öğrenci kabul edilmiyor. Para vererek Arap öğrenci giriyor. Arada üniversite simsarları var.

Türkmenler içeri alınmıyor, en fazla misafir kağıdı veriliyor. Ermenilere, Araplara vatandaşlık veriliyor. ÖSO militanları Kilis’te Türk bayrağını indirdi. Suriye bayrağı dikmeye kalktı. IŞİD militanlarından bazılarının Antep içinde silahları ile gezdiğini gördük. Kendilerine muhalif olup Türkiye’ye kaçmış olanları Türkiye’de bulup infaz ediyorlar.

TİKA 2008-2009 yıllarında Suriye ile ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptı. Suriyeli Türkmen gençleri bir ay bedava çalıştırdı. Arap ve Ermenileri işe aldı.”

Bu söyleşiden Suriye Türkmenlerinin ağıt yakarken, şiir yazarken Türkiye’ye “poyraz” adıyla sitemler ettiğini öğrendik.

Av. Ali ÖZTÜRKMEN Suriye’nin adım adım AFGANİSTANLAŞTIRILDIĞI belirsiz bir süreçle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

*****                      ******                       *****                       *****                        *****

Irak’ta Türkmen varlığı kazınıyor, yok ediliyor. IŞİD denilen  “İSRAİL” ‘in fedaisi katil sürüleri insanlık adına işlenebilecek her türlü suçu işliyor. Müslümanlıktan bütün dünyanın nefret etmesini sağlıyor. Acımasız katliamları, insan boğazlama görüntüleri, kadınlara yaptığı iğrenç tecavüzler Haçlı güruhun, Conilerin Irak ve diğer ülkelerde yaptığı katliam, tecavüz ve işkenceleri unutturdu. Adeta akladı. Bu saatten sonra kimse Amerika, İngiltere ve diğerlerinin bu coğrafyada yaptığı cinayetleri, işkenceleri, tecavüzleri sorgulayamaz. IŞİD bin beterini yaparak Haçlı saldırıyı masumlaştırdı.

IŞİD BOP adına saha temizliği yapıyor. Etnik ve mezhep temizliği yaparak BOP’ne adeta asfalt döşüyor. Türkiye ateş çemberi içine alınıyor.

Bir ev yapılırken etrafında saçak payı bırakılır. Türkiye’nin saçak payı komşu ülkelerdeki Türkmen varlığı idi. İşte o saçak payı, yani ilk saldırının püskürtüleceği savunma hattımız bu ülkenin yönetimini teslim alanlarca düşmana teslim edildi. Kısacası, düşman ile işbirliği yaparak Türk varlığına savaş açıldı. Çünkü Türk varlığını Anadolu’da boğmak istiyorlar. O nedenle de bütün nefes borularımız kesiliyor. Dayanağımız kırılıyor. Ortadoğu’da yüzlerce yıl silinmeyecek kin tohumları ekiliyor. Kan davaları başlatılıyor. Ve Türkiye sanık sandalyesine oturtuluyor.

 

Irak Türkmenleri ilk satılan soydaşlarımız oldu. Gül’ün Başbakan, Babacan’ın Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Amerika ile yapılan gizli bir anlaşmada bir milyar dolar karşılığında Kuzey Irak’a girmeme sözü verildi. Bir ülke kendi varlığını, güvenliğini bir milyar dolar karşılığında satar mı? Satarsa o ülkeyi kimse ciddiye alır mı?

O zaman çok yazıldı. Dendi ki; “Kerkük ve Musul’u savunamazsak, Diyarbakır’ı savunamayız.” Yazanların anlamadığı şuydu:

“Diyarbakır’ı savunmayı zaten istemiyorlardı ki…”

Irak Türkmenlerinin en büyük hatası Türkiye’ye güvenerek silahlanmamış olmasıdır. Erdoğan siyasetine kadar bütün Türk hükümetleri Kerkük ve Musul’u Misak-ı Milli sınırlarımız içinde kabul ediyor ve bu sınırların ihlal edilmesini savaş nedeni olarak görüyordu. Irak Türkmenleri Türkiye’nin “kırmızı çizgimiz” dediği bu politikaya güvendi. Silahlanmak yerine okuyup Irak’ın aydınlık yüzü oldular. Diğer Türk devletleri ile de bir iletişime geçmediler. Yani alternatif üretmediler. Türkiye’nin dümeni düşman eline geçince de, ortada kaldılar. Yerlerinden-yurtlarından sürüldüler. Mallarına el kondu. Tecavüze uğradılar. Toplu kıyıma uğradılar.

Bugün Kırım yeniden bağımsızlığını kaybettiyse, bunun baş sorumlusu AKP ihanetidir. Terör gruplarının arkasına saklanıp Suriye’ye saldırarak Rusya’nın güç alanına girdiler. Suriye operasyonu soğuk savaş dönemi siyasetine yeniden işlerlik kazandırdı. Rusya’nın büyük devlet olma iddiasını sürdürebilmesi için Ukrayna’nın ABD’nin güç alanına girmesine engel olmak için savaşacağı açık bir durumdur. Ukrayna üzerinden sürdürülen soğuk savaş Kırım’ın bir defa daha Rusya tarafından işgal edilmesine neden olmuştur.

Erdoğan siyaseti sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışında yaşayan Türk varlığı için de bir kabus olmuştur. 

Irak’ın işgali ve Kaddafi’nin linç edilmesiyle başlayan BOP savaşı, savaş kurallarının yok sayıldığı ve insanlık suçlarının aleni işlendiği, bütün dünyanın göz yumduğu ahlaksız bir süreçtir. Irak’ta IŞİD denilen 21. yüzyılın vampirleri, teslim aldıkları savunmasız yüzlerce insanın kafasına sıktı. Esirlerin kafasına sıkmak savaş suçudur. Anasını emen bebekler öldürülüyor. Kafa kesiliyor. İnsan eti yeniyor. Tecavüzlere din kılıfı giydiriliyor. IŞİD’in insana dair hiçbir kural tanımayan aşağılık cinayetlerine bugün göz yumanlar, kapkaranlık aşağılık bir savaş yönteminin meşrulaştırılmasına el vererek kendi sonunu hazırlıyor.

              *****                          *****                      *****                      *****                      *****

Bu takkeli münafık takımı yıllarca Atatürk’ü dinsiz diye suçladı. Her türlü ahlaksız iftirayı yapmaktan utanmadı. Tekke ve zaviyeler kapatıldığı için(ki, tekke dedikleri yerler yabancı istihbaratların yuvası haline gelmişti),devleti kafir devlet, kurucularını din düşmanı diye yaftaladı. Yıllarca yaptıkları aşağılık iftiraları bu günlerde rüzgara karşı çişini yapan adam gibi suratlarına yapışıyor, bunlar yalıyor. Neden mi? IŞİD türbeleri yıkıyor. Hem de peygamber türbeleriyle birlikte yıkıyor. Bu ahlaksızların gıkı çıkmıyor. Cami ticareti yapan zındıklar, cami bombalayıp imam öldüren IŞİD olunca; “duymadık, görmedik, bilmiyoruz” oyunu oynuyor. IŞİD Kur’an’ı yeniden yazacağım diyor. Kur’an tüccarlarının gıkı çıkmıyor. Şeytanın elinde oyuncak haline gelişlerinin, düştükleri sefil halin farkında bile değiller. 80 yıllık iddialarını dinin “leş” diye tanımladığı çıkarları için bir çırpıda satmanın sefilliği üzerlerinden dökülüyor. Düştükçe daha çok çirkefleşiyorlar.

 

         *****                       *****                      *****                     *****                          *****

DİNAMİT


 

Türkiye fitili düşmanın elinde olan bir dinamitin üzerinde oturuyor. Erdoğan siyaseti bir buçuk milyon Suriye vatandaşına sınırları kontrolsüz bir biçimde açarak bütün terör gruplarının ülkeye yayılmasına önayak oldu. Av. Ali Öztürkmen birçok Muhaberat elemanının Türkiye’ye yayıldığını iddia ediyor. Zaten aksini düşünmek aptallıktır. Suriye’ye örtülü bir savaş başlatacaksın. Sonra sınırlarını açacaksın. Ülkesini savunan bir lider kendine savaş açan bir ülkeye herhalde güvercin yollayacak değildi. Tabii ki istihbarat elemanlarını yollayacaktır.

MİT Müsteşar Yardımcısının itirafıyla sabit olduğu gibi, PKK metropolleri ağır silahlarla doldurdu. Hizbullah, El Kaide, Nusra, IŞİD her tarafta rahatça dolanıyor. Yaralanan militanlar tedavi oluyor. Türkiye’yi Afganistan’a çevirecek bütün terör grupları, hem de en acımasız katiller Türkiye’de barınıyor.

Türk halkı izahı olmayan bir şekilde körleşirken, yabancı basın olanları ve olacakları daha açık görüp yazıyor.

“DIE Welt gazetesi, IŞİD’e en çok Türklerin katıldığını, bunların yüz 10’unun Türk olduğunu yazdı. Bu militanların eğitildikten sonra Türkiye’ye gönderildiği, pasif durumda bekleyen teröristlerin zamanı geldiğinde Türkiye içerisinde harekete geçeceği iddialarına da yer verdi.(Yeniçağ Gazetesi)”

Aslında en büyük operasyon Türk Milletine yapılıyor. Hem de yerli işbirlikçiler eli ile…

(Bir TV programında Sinan Aygün tarafından bulunup, parası ödenerek satın alınmış Amerikan Atlasları gösteriliyor ve üzerinde yorumlar yapılıyordu. Aygün; Sene 1943 diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyordu: ‘’ İşte dost ve müttefikimiz ABD, bundan 65 sene önce bu haritaları yapmış ve bütün Amerikan okullarının kütüphanelerinde öğrencilere bu harita gösterilmekte ve öğretilmektedir. Türkiye haritası ve aynı topraklar üzerinde Pontus, Ermenistan ve Kürdistan, hatta Ege Denizi’nin 12 mil olan kara suları yer alıyor.’’  2002 Yılından beri ortada gezen haritalar ta 1943`de çizilmiş .)Türk’ün Sırtındaki Hançer(07.01.2008) başlıklı yazımdan.  2008 yılında yazdığım yazıdaki bu uyarı ne yazık ki işe yaramamış. Amerika’nın 77 sene önce çizdiği Türkiye haritasının gerçek olması için Türkiye’ye yapılan operasyonlarda epey yol alındı. Arınç; “Ege’de 20 mil kıta sahanlığı savaş nedeni olmaktan çıkmalıdır” dedikten sonra Ege’de 16 adanın Yunanistan’a terk edildiği ortaya çıktı. Deniz kuvvetleri derdest edilerek Ege’de Yunanistan’ın at oynatması sağlandı. Trabzon’da Sümela ibadete açılarak Pontus hayali olanların Rum Pontus Devleti haritalı tişörtlerle gösteri yapması sağlandı. Kürdistan kılıfı üzerinden Ermenistan’ın Türkiye üzerinden genişlemesini sağlamaya çalışıyorlar.

Yaşadığı ülke ve insanlarına karşı işlenebilecek bütün suçları işleyen şahıs, şimdi zirvelere oynuyor. Gasp, cinayet, bölücülük, halkı kin ve nefrete sürükleme, etnik ve mezhep bölücülüğü…. Yabancı bir devletin projesinde görev almak… Devletin güvenliğini bilerek tehlikeye atmak… Yönettiği ülkenin bölünmesinde rol almak… Ne ararsan var. Bu kadar suç işleyince, yasaları kendilerine uydurarak kendilerini yargı dışına taşıdılar. Kimse yargıdan muaf değildir diye diye, kendilerini ilahlaştırıp yargıdan muaf kıldılar.

-‘Ey insanlar! Sizden evvelkileri şu halleri mahvetti: İçlerinden seçkin biri hırsızlık yapınca onu serbest bıraktılar; güçsüz biri hırsızlık yapınca onu cezalandırdılar. (Hz Muhammed)’

Nemrut’un 21. yüz yıl versiyonları… Ortadoğu’yu kana bulayan katiller… Kendi vatandaşının üzerine “Allah Allah” diyerek polisleri saldırtıp cinayete azmettiren katiller… Yaşadıkları ülkenin bütün değerlerine, kimliğine savaş açan öncü işgal kuvvetleri…

-"Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır." Mustafa K. ATATÜRK    

Birçok yazarın yaptığı gibi ne bu halka koyun diyeceğim, ne de halk goygoyculuğuna soyunacağım. Bu ülkede koyun değil, çıkarları için bütün değerlerini satanlar ile işbirlikçilerin çıkar ortaklığı var. Bu ülkede küçük hırsızların büyük hırsızlarda karşılık bulan suçlu ortaklığı var. Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurucusuna düşman olanların Sevr’ciler ile yaptığı ittifak var. Bu ülkede canı pahasına ülkesine, bayrağına sahip çıkan insanların direnişi de var. Koyun diyerek işbirlikçileri masum kılamam. Millet uyumuyor diyerek Türkiye gerçeğini saklayanlardan da olmayacağım. Bu ülkede azımsanmayacak sayıda hain var. Neme lazımcı var. Vatansızlar var. Kuyruk acısı olanlar var. Bu ülkede vatanı-bayrağı için canını vermekten asla çekinmeyecek insanlar da var. Elimizdeki malzemeyi gerçekçi bir bakışla tespit edemezsek, yenilgi kaçınılmaz olur. Ne suni bir iyimserlik, ne de umutsuzluk pompalayan bir karamsarlık.  Gerçekçi olmadan üretilecek her çözüm hüsrandır.

 

zahide@zahideucar.com

www.zahideucar.com