Cız Tutan Erdoğan; Rezil Olan İstanbul Valisi

Sığır otlatan bilir. Yazın güneşin dik geldiği kızgın sıcakta merada otlayan hayvanlar, sinek ve üvez gibi hayvanların hassas yerlerine konması neticesinde birden çıldırır ve kuyruğunu havaya kaldırarak koşmaya başlar

31.07.2014 12:06


 
. Sığırların bu hareketine CIZ TUTTU denir. Sığırların CIZ TUTMASI sığırtmacın korkulu rüyasıdır. Cız tutan sığır önüne bakmadan koşar. Uçurumdan atlayabilir.

 Biz sadece sığırlar cız tutar sanıyorduk. Meğer ortam ısınınca uzaktan kumandalı siyasiler de CIZ tutuyor muş(!)..

AKP açılımla birlikte kan kaybetmeye başlamıştı. Akılsız akiller her yerde tepki görüyordu. Bu gelişmeler olurken Taksim gezi parkındaki ağaçların kesilmesine tepki olarak başlayan masum bir halk eylemi, Erdoğan’ın provokasyon kokan söylemleri ve uygulanan polis terörü sayesinde ülkeye yayıldı.

Yanan ateşe “Romayı yakan Neron” yaklaşımıyla benzin dökmeye devam ediyor.

Başvekil kin yiyip kin mi kusuy? Yoksa yazın sıcağında hassas yerlerine konan bazı ajan dostları sinek ve üvezlerin yaptığı kaşıntıyı mı yapıyor?

Erdoğan’ın ele geçirilen beynini kimler yönetiyor?

Camdan konuşurken, konuşmalarının altına subliminal((bilinç altı) mesaj yerleştirip Erdoğan’ı dinleyenleri mesaj manyağı yapan, uyuşturan, Erdoğan’a meftun kılanlar, Erdoğan’ın ele geçen beyni ile acaba nasıl oynuyor?

 Erdoğan’ın diktatör buyruklarına, Cumhuriyet kazanımlarına açtığı savaşa karşı direnen her yaştan insan, Erdoğan’ın iftira ve hakaretlerine maruz kalıyor.İftira ve hakaretler direnişe dinamizm kazandırıyor. Erdoğan’ın her hakareti, her saldırısı safları sıklaştırıyor.

 Bu arada açılım ve sakiller unutturuldu. Erdoğan’ın siyasi ortağı BDP ve dağ(şimdi şehir) kadrosu PKK,  korku filminden fırlamış gibi duran “Drakula Öcalan” posterleri ile direnişi provoke ediyor. Bu kadro Erdoğan’ın Eş Başkanlığını paylaşmıyor muydu? Paylaşıyordu. O zaman neden direniş eylemlerine katılıyorlar?

 Tabii ki eylemleri PKK ile özdeşleştirip eylemcileri provoke etmek için.

Siyasi ortakları AKP sıkışınca yardıma koştular.

Halkın korku duvarını yıkması AKP kadar PKK’yı da korkutur. Ülke gündemini belirleyen, federasyon diye ahkam kesen, Öcalan’ı Kürdistan’ın esir başkanı gibi lanse eden BDP ve egemen güçler, eylemlere aidis virüsü gibi sızdı. Hesap edemedikleri, eylemcilerin provokatör eylemlere karşı hazırlıklı olması ve provokatörleri dışlayabilecek birikime sahip olmalarıydı.

Eğitimli insanlar bu eylemler başlayana kadar çok okudu. Olayları takip etti. Provokasyonlara karşı tedbir almaya başladı.

Bu gün Taksim’de polis izlenimi veren provokatörler boy gösterdi. Gerçek eylemciler İstanbul Valisi’nin çağrısına kulak verdi. Kendileri ile provokatörler arasına mesafe koyup polisle işbirliği yaptı.

 İstanbul Valisi gezi parkındaki gerçek eylemcilerin provokatörlere karşı polis ile yaptığı iş birliğinden dolayı teşekkür etti.  Gezi parkındaki eylemcilere hiçbir polis operasyonu olmayacağına dair söz verdi.

O da ne? Daha İstanbul Valisi’nin verdiği sözü havada asılı dururken, polis Tomalar ile saldırıya geçti. Taksim meydanında çıkan yangına su sıkmak yerine gezi parkında sessizce duran, şiddet uygulamayan, “Türk Bayrağından başka hiçbir bayrak ve flama olmayacak” diyen eylemcilere su sıktı. Gaz bombaları atıldı.

İstanbul Valisi’nin sözü ayaklar altına alındı.

Bu durumda İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun istifa etmesi gerekir. Sözü çiğnenen bir Vali’ye bu saatten sonra kim inanır? Yetkisi kullandırılmayan, televizyonlar önünde verilen sözü birkaç saat içinde çiğnenen bir Vali görev yapmaya devam edebilir mi? Devam ederse saygı görür mü?

Erdoğan Engizisyon mahkemesi yargıçları gibi insanları dinsizlikle suçluyor. Yakın zamanda “içlerine şeytan girmiş, şeytanı çıkarmak için yakalım” derse şaşırmayın. Kullandığı zehirli dil ortaçağ papazlarının kullandığı dilden hiç farklı değildir. Suriye’yi terörize eden Erdoğan, şimdi de Türkiye’yi terörize ediyor.

Erdoğan’ı seven hiçbir yakını yok sanırım. Bir seveni olsa, “CIZ tutmuş siyasetçi tiplemesiyle” uçuruma koşan Erdoğan’a “bu gidişin kendi sonunu hazırlayacağını” söylerdi.

Daha önce yazdığım gibi:

“İnsanı mezara en yakınları koyar. Ağlaya ağlaya üzerine toprak atar(!)..”

Eylemler sayesinde açılım unutturuldu. Sakiller nerede belli değil.

Çıkarılan maden yasası konuşulmuyor. Atatürk Orman Çiftliğinde kesilen yüzlerce ağaç konuşulmuyor. AOÇ’nde önemli bir yerin Amerikalılara verildiği konuşulmuyor. Yazılmıyor.

Suriye konusunda Erdoğan’ın kulağı çekildi. Eylemler sayesinde Suriye konuşulmuyor. Eylemler sayesinde Erdoğan’ın Suriye konusunda geri adım atmak zorunda kalışı ört bas edildi.

Şu durumda zaten Erdoğan’ın Esad’a diyecek lafı da kalmadı.

Esad’a;
“Ey zalim Esed. Halkına şiddet uyguluyorsun, zulüm yapıyorsun(!)..”

Diyordu değil mi?
Oysa Suriye’de kafa kesen, devlet yanlısı Suriyeli vatandaşın kalbini çıkarıp yiyen sapıklar Türkiye’den Suriye’ye giriyordu.

Ayet var. Ayet;
“Yargıladığınız şekilde yargılanmadan bize döndürülmezsiniz” diye uyarır.
Şimdi Esad;
“Ey zalim Teyyup(Esad’ın Esed oluşuna kinaye olarak); şiddet içermeyen, gerçek demokratik hakkını kullanan halkına karşı uyguladığın şiddetin hesabı vallahi sorulacaktır” derse hiç şaşırmayın. Ayrıca hakkıdır da...
Erdoğan eylemler nedeniyle faiz lobisi suçlamasında bulundu. Faiz lobisinden hesap soracakmış(!)..
Recebiye dininin, obama kolu imamı herhalde şaka yapıyor.
Üretimi bitirip tüketim lobisinin satış elemanı gibi politikalar izleyen,
Taksim’e yapmayı planladığı kışla içine bile AVM koymayı düşünebilecek kadar şuur kaybına uğrayan AVM şeyhi…
İstanbul gibi kadim bir şehri bile finans merkezi yapmayı planlayıp İstanbul’un kadim ruhuna AVM’ler ve gökdelenlerle saldıran Finans imamı,
Milleti banka kartlarına mahkum ederken, bankaların 50-60 arasında farklı isimle para keserek halkı soymasını seyreden banka terörünün destekçisi,
Halk fakirleşirken bankaları %10 zenginleştiren bankacıların babası,
Üretmeyi değil, para satarak kazanmayı, yani tefeciyi kutsayan Evangelist-Kabalist Rahip;

Yabancılara teslim ettiği borsada yerliden vergi alırken, yabancıdan vergi almayan Duyun-i Umumiye reisi;

Baştacı ettiği faiz lobisinden hesap soracakmış(!)..

Bu sözü duyunca bizim bahçedeki kargaların gaklamaktan canı çıktı(!)..

   
Erdoğan uzaktan kumandalı, cız tutmuş siyasetçi tiplemesiyle bütün hız kesici bariyerleri aşıp uçuruma doğru koşarken, Kraliçenin evlatlığı olan yüksek rakımlı tepenin kahküllü sakini elini ovuşturarak bekliyor.

 
10 yıldır yazılan “Bir Delinin Günlüğü” romanında sona doğru geliniyor.

Türk Milleti bir on yıl da;

“Yere Bakan Mr. Sinsinin Günlüğü” romanına mahkum olmamalıdır!!.

Türk Milleti 1938 yılında dondurulan;

“Kendi hikayesini kendinin yazdığı” eylemini mutlaka hayata geçirmelidir!!.

zahide@zahideucar.com

www.zahideucar.com