Hayat

Zamanında ulaşılamaz zannedilen yükseklikleri bugün ayağımızın altında çiğnerken,boyun eğip sözünü dinlediklerimizin bugün boynunu keserken hiç ödün vermedik insanlığımızdan. Sesin çıkmasa da bağırmalısın

05.03.2015 15:29

                                             Hayat

 

Zamanında ulaşılamaz zannedilen yükseklikleri bugün ayağımızın altında çiğnerken,boyun eğip sözünü dinlediklerimizin bugün boynunu keserken hiç ödün vermedik insanlığımızdan. Sesin çıkmasa da bağırmalısın.

Kusmalısın içindekileri bir çıkmaz sokağa, ya da kırmalısın camdan bir vazoyu. Üstüne bulaşana kadar çıkardıkların, kusmalısın; elin bulanana kadar kana, kırmalısın. İçinden gelenler susana kadar haykırmalısın. İçinde bırakırsan; acımaz, yer bitirir, affetmez. Ne yap et; bağır, haykır, vur, kır… Ne yaparsan yap içinde kalmasın.
Ya da yaz. İçinden ne geliyorsa yaz. Hayata dair, içindeki seslere dair. Sana dair. Ne hissettiysen, ne yaşadıysan yaz. Yaz ki boşalsın için. Temizlensin ruhun; aksın içindeki hırsların, kötü anıların, hayata dair her şeyin. Rahatlasın ruhunun her köşesi. Unut bütün geçmişini ve dal okyanusun en derinine. Unutursun, belki yazdığında geçmişinden de silinirler. Okyanusun dibinde, yuttuğun her damla arıtacak seni, akacak kirlerin.
Ama unutma, nefes almadan yaşayamazsın.  

 Bazen o kadar üşeniyor ki gülüşler yerinden kımıldamadan, acıyı görerek yaşamayı tercih ediyor sevinçler yerine. Öyle ki hangi dilde yazılmış ve söylenmiş olursa olsun sözlere, müziğe anlam yüklemesi bu yüzden. Bilmediğim bir dili çözen kalbim gözlerime dili yanık hüzünlerle gazeller yazdırıp fikrime okutmadan derbeder ediyor hayatımı. Bitmek bilmeyen yaşlar ve biten geceler sonunda mı anlıyor zannediyorsun gerçeği? Hiç anlamıyor gerçekte, korkuyor kalbim düşlerimin hatırlattığı şeyden. Hayatı bir çırpıda silen beynim daha ne kadar acı çektirebilirim diyerek kalbime dalarken, düşlediği şey ne peki? Neyi bildim de ağlatıyorum,  ne söylüyorum?

  Düş nedir? Düşünüp yolunu bulduğun mu, bulamadığın mı, sürüklediğin bendinle arkasından koştuğun ruhun mu?  Düşünüp de olduğun bir şeyi gösteremediğin gibi, utanmayıp hala daldığın şey ne? Aynada gördüğüm yüz kimindi? Bunu anlamam bir kaç saniye sürdü. Bir an annem var sandım geçip giden yıllar, hava,hayat,su,toprak karşımda. Çizgileri derinleşmiş bir yüz benim değil onun olmalıydı. İnsan bir yaşa takılı kalıyor. Oysa yıllar önüne çıkan bütün engellere aldırmadan geçip gidiyor.

 Geçip giden yılların içinde insan sadece yolcu. Yolcusu sürekli değişen bir trenin içinde olduğunu anlamadan bitiveriyor hayat. Belki de bitiveren hayatı fark etmediğimiz için hırslarımız ve gelecek kaygılarımızı abartacak kadar küçülüyoruz.

Küçüldüğümüzü anlamadan da silinip giden hayatlar oluyoruz. Silinip gitmek istemeyenlerimiz de tırnaklarımızla toprağa, havaya, suya yazılar yazıyoruz.