İçimizdeki çocuk büyümesin!

Mahsuscuktan ağladığımız, zarasız kıskançlık yaptığımız, günahsız, yalansız dönemimiz, “çocukluğumuz’’..

16.10.2014 00:00

Ele avuca sığmadığımız geçen günlerde; evet hepimiz çocuktuk. Evet, hepimizin kolunda, dirseğinde, yüzünde sıyrıklar, çizikler oldu. Kimimizin bedeninde, bazılarımızın da sadece anılarında kaldı. 

Dünü yaşayarak büyüdük, büyüdüğümüzü sandık. Ya içimizde yeşerttik, yada sulayıp, büyütemedik, gecen yıllara taşıyamadan öldürdük, çocukluğumuzdaki; oyunlarımızı, mızmızlığımızı, 
Haylazlığımızı, menfaatsiz sevgimizi… 

Her ne ise nedeni, bilemiyorum; içimdeki çocukluğum, hep yanımda, hala capcanlı, öldüremedim. İçimdeki haylaz çocuk, ruhumda kaldı; O mu vefalı ben mi vefalıyım bilemiyorum.:) Hala saf ve masum.Hala onurlu, çıkar gütmeden bilincimin, yüreğimin saklı yerinde, gayet memnun halinden, birlikte yaşıyoruz işte…J 
Bazen gülüyoruz, bazen suskunlaşıyoruz.. Sevinçlerde mutlu oluyoruz. Hüzün yaklaştığında ise, hiç yokmuş gibi içimde, gizli yerinden fırlıyor ve masumiyetiyle hayata göz kırpıyor.. Bir anda değiştiriyor psikolojimi.. Umursuzca dans ettiriyor, eğlendirip,bencillikten, kin, nefret, öfkeden beni ayıklayabiliyor! Hatta göz yaşlarımı sildiği vakitte oluyor.. 
Hangimiz yaşamın zorluklarına uğramıyoruz ki?
 
Hangimiz aldığımız soluğun diyetini ödemiyoruz ki? 

Hepimiz bir yerde, bir dönemde acılı yoğunluğu yaşıyoruz.Yaşam, öyle sanıldığı kadar da kolay değil! Ekonomi değerleriniz size miras kalsa da, koşullarınızda; şanslı konumu yakalasanız da, emek ve zaman vermeden kimse rahat yaşamıyor. Her kesin kendine göre bir yaşam şekli var! Ve ne ilginç tir ki; hiç birimiz de bulunduğumuz konumdan memnun değiliz: Hep fazla fazlası olsun diye organizmamızı, o canım psikolojimizi yerden yere vuruyor. Elimizdeki ile yetinmiyoruz! Bir doyumsuzluktur almış başını gidiyor. Tshırt değiştirir gibi otomobil, yazlık, kışlık evleri değiştiriyoruz. Oysa hepimizde biliyoruz ki, bu güzelim hayattan ayrılırken cebimizde ne kredi kartlarımız ne de anahtarlarımız olacak..J 
Canımız bedenimizden uçup gittiğinde; hepimiz aynı kriterlerde, aynı meleklerin konukları olacağız. Bunu zengin olanda, yoksul olanda biliyor ama kimseler düşünmüyor veya düşünmüyoruz! 

İşte içinizdeki “çocukluk”, ilk evrelerdeki gibi  canlı ise, onu öldürmemiş, yaşatıyorsanız, inanın bu tür oyunlarla zaman kaybı yaşamıyor, ömür aşımına uğramıyorsunuz. Çünkü içinizdeki “çocukluk” buna izin vermiyor. Hep sizi sade, masum ve çıkara doğru  yarışlarınızda “Dur” komutunu veriyor! 

“Sen, yaşamaya geldin, bu dünyada, çalış ama eğlenmesini bil, öğren ama paylaşmasını bil, çabala kazan ama  kazancını bölmeyi bil, darlığı çeken dostlarınla bolluğu yaşayıp, paylaş diyor!!’’ 

İnkar edemeyeceğiz dönem olan, hepimizin yaşarken geçtiğini anlamadığımız o çocukluğumuzdan elde kalanları, anılardan çıkarıp, içimizde tekrar yaşatalım diyorum! 

Ne dersiniz? 

Emin olun ki; siz ona “merhaba” dediğinizde o, size bir ömür yoldaşlık ediyor. Kötülükleri yaklaştırmıyor, sizin kapıldığınız saçma sapan eylemlerinize engel olabiliyor. 

Çünkü o dönemin kahramanı çocukluğumuz; annemizin çıkarsız sevgisi gibi, babamızın özverisi gibi, hala içten ve olabildiğince hala düzgün… 
….. 
Büyüdüğümü gördüğüm bu günlerde, çocukluğumu büyütemedim diye arada bir kederlensem de; beni enerji dolu,insan sevgisiyle aşık eden, çılgın, bir o kadar da çalışma azmi verip, emekçi yapan, başarıya koşturan içimdeki çocukluğuma teşekkür etmeliyim. Oluşumumu sağlayan, güce minnettarlığımı, anneme, babama  gerçek sevdayı duyduğum gibi.. 
İçimizdeki çocukluğu yaşatıp, 

Çocukluğumuzun; hepimizi  hayat sanıcılarından koruması dileğiyle… 
www.esraoskay.net 
www.esraoskay.com

A.Esra  OSKAY