AKP iktidar süresini uzatmak için dış politikayı uluslararası rüşvet olarak kullandı

11.02.2017 19:05

Diğer ülkelerin iç işlerine karışmama ve sömürgecilerin de kendi dışında kalan ülkelerin iç işlerine karışmasına karşı çıkma, Türkiye`nin yararına olan bir dış politika ilkesidir. Bununla beraber, Irak ve Suriye`nin toprak bütünlüğü korunup savunulmalıdır. Çünkü biliniyor ki, bu ülkeleri bölmek isteyen sömürgeciler, aynı zamanda Türkiye`yi de bölmek istiyor. Bunu bile bile sömürgecilerle işbirliğine girerek demokrasi palavralarıyla kitleleri aldatmaya kalkmak ilgili yetkili yöneticilerin ülkelerine ihanetidir. Hem demokrasiye, barışa, kardeşliğe en aykırı oluşumları taşeron terör örgütleriyle gerçekleştiren, deyim yerindeyse despotluk ve zulmün bir numaralı kaynağı AB-D sömürgeciliğinin bizzat kendisi ve kukla yönetimlerinden biri olan Suudi Arabistan’dır. İnsanlığa demokrasi, barış, kardeşlik getirilmek isteniyorsa, öncelikle terör örgütlerini destekleyenler ortadan kaldırılmalıdır. Savaş, sömürü, antidemokrasiyi uygulayıp bu suçlardan sabıkalı olanlar; demokrasi, barış, kardeşliği asla getirmeyecekleri gibi getirmek isteseler de böyle bir yetkinin verilebileceği son merci bile değildirler...

 

Demokrasi, gücün (yetkilerin) olabildiğince fazla kuruma paylaştırıldığı ve her birinin diğerleri tarafından döngüsel olarak denetlendiği, kuralların ihlal edilmeden çok sıkı disiplinle uygulandığı hukuk yapısıdır…

 

Mart 2011 tarihinden sonra, AKP’ye göre, Suriye’de demokrasi yokmuş, Beşar ESAD diktatörmüş ve Suriye’ye demokrasi götürülmeliymiş. Bi an için, AKP’nin hezeyanlarının doğru olduğunu varsayalım. Beşar ESAD, diktatörse ve Suriye’de demokrasi yoksa; bu ancak yukarıda, ilk paragrafta ifade ettiğimiz yapılanmanın gerçekleşmesiyle mümkündür ve tabii uzun yaşayabilmesi için de, bizzat ilgili toplumun iç dinamiklerinin kendi ihtiyaçlarına uygun üretecekleri çözümler çaredir…

 

Sözde diktatör Beşar ESAD’ı devirip Suriye’ye demokrasi götüreceğini söyleyen sömürgeciler ve işbirlikçi AKP; Amerika’yla “ılımlı muhalifleri” eğit donat anlaşması imzaladı.[1], [2], [3], [4], [5], [6], [7], [8], [9], [10] “Ilımlı muhalif” dedikleri, El-nusra, El-kaide, IŞİD terör gruplarının dışında kalan cahil cühela topluluğu. Bunların hiçbirinin akıl sağlığı olmadığı gibi, tek yaptıkları, uyuşturucu kullanmak, intihar saldırısı düzenlemek ve insan öldürmek. Bunlar mı “ılımlı muhalif”? Bunlar “Ilımlı muhalif”se ılımlı olmayan muhalifleri düşünemiyorum. AKP’nin medyasında çıkan haberlere göre, Amerika’yla yapılan eğit donat anlaşmasının gereğince, 5 bin silahlı militan ülkemizde barındırılıp beslenecek ve Beşar ESAD’ı devirip rejimi değiştirmek için Suriye’ye gönderilecek. Aslında, söylenmek istenen, Mart 2011 tarihinden beri Suriye’de çıkarttırılan iç karışıklığın Suriye bölünene kadar devam ettirecekleridir…

 

AKP’nin bazıları, PYD terör örgütüdür diye güya zırlıyor. Biz, yıllar önce, sömürgeciliğin kuzeyde büyük Ermenistan, güneyde ise büyük İsrail’i oluşturup birbirleriyle sınır komşusu yapmak için, Irak, Suriye ve Türkiye’yi böleceğini; bu nedenle Irak işgalinin kesinlikle önlenmesi gerektiğini söylediğimizde, AKP, bizim söylediğimiz gerçeklere kulak tıkayarak Irak’ın işgalini ve dolayısıyla bölünmesini destekledi. Daha sonra da, Suriye’nin bölünmesi için çalışmalarına ara vermeden devam eden sömürgeciliğe; diktatör ESED’e karşıyız bahanesiyle AKP, Suriye’nin de bölünmesine yardım ve yataklık etti…

 

İbrani BARZANİ Türkiye’ye geldiğinde, sanki bir devlet temsilcisiymiş gibi arkasına PKK paçavrası konularak başbakanlıkta karşılanıyor.[11] İbrani BARZANİ’yle bir görüşmesinde dönemin başbakanı DAVUTOĞLU yaptığı basın açıklamasında, IŞİD’le komşu olmak istemediklerini; IŞİD’le komşu olmamak için de Erbil’in (Irak’ı bölen İbrani BARZANİ’nin) güçlü olması lazım dedi.[12] AKP’ye sormak gerekiyor, şimdi gerçekten PYD’ye karşıysanız,  IŞID’in sözde savaştığı PYD’ye, Irak’ı bölmekte kullanılan peşmergenin Türkiye üzerinden yardıma gönderilmesini neden sağladınız?[13], [14], [15], [16], [17], [18] Irak’ı bölmekte kullanılan peşmergeyi eğitip ve hatta silahlandırıp Türkiye üzerinden PYD’ye neden yardıma gönderdiniz? Ayrıca, Türkiye’nin de bölünmesini amaçlayan çözüm süreci ve yeni anayasadan neden vazgeçmiyorsunuz? Samimiyseniz, hadi buyurun; meclisten çıkardığınız 6 maddelik çözüm sürecini iptal eden yeni bir belge kabul edin…

 

Demokrasi ve dolayısıyla hukuk yapısı inşa etme, ne zamandan beri silahla yapılır oldu? Sömürgeciler ve işbirlikçileri AKP; demokrasi götürmeyi dolayısıyla hukuk yapısı inşa etmeyi iç kurumlarla değil de, silahla yaparlarsa, bu kural hâline gelir ve yarın kendilerine de aynısının uygulanmasına hak doğuracağını hatırlamalılar. Bizim asıl söylemek istediğimiz; ülkemiz, terör kamplarıyla doldurulup komşu ülkeye terör ihraç ederken, yarın bu terörün bize de yönelme olasılığının bulunduğudur. Burada yapılanların demokrasi götürmeyle hiçbir ilgisi yok; sömürgecilerin gerçek amacı, Irak’tan sonra Suriye’yi de bölmek. Ülkemizde, “çözüm süreci” denilen AKP’nin uygulaması da aynı konuyla bağlantılıdır…

 

Aklı başında, vicdanlı tüm insanlarımızı uyarmayı tarihi bir görev sayıyorum ve diyorum ki: Artık otçuluğu, yemciliği, yalcılığı bırakın. Yangın büyüyor ve her birimizi içine alması an meselesidir…

 

Demokrasi bahanesiyle İsrail`in güvenliği için Suriye’yi karıştırıp bölmede kullanılan milyonlarca terörist ve yakını mülteci adı altında Türkiye’ye alındı.[19], [20], [21], [22], [23], [24], [25], [26], [27], [28], [29], [30], [31], [32], [33], [34], [35] Dönemin başbakanı DAVUTOĞLU, 4 Şubat 2016 tarihinde Suriye toplantısı için bulunduğu Londra’da düzenlediği basın açıklamasında “Türkiye’de 2.500.000 (iki buçuk milyon) Suriyeli sığınmacı var” dedi ve devamında “sadece kamplarda olan kişiler için 10 milyar dolar” harcandığını belirtti. Kamp dışındakiler için ise 20 milyar dolara kadar ek çıktığını söyledi.[36] Yani toplamda 30 milyar dolar eder bu. Bizim paramızla 100 milyar, eski parayla 100 katrilyon. Üstelik bu geçmiş 5 yılda yapılan gider; gelecekte bunlara daha ne kadar masraf yapacağımız ve bu masrafların sadece parada mı kalacağı, yoksa aynı zamanda bu insanların masraf dışında başka hangi kötülüklerde kullanılacağı henüz belli değil…

 

Bunlar bedava her türlü imkândan fazlasıyla yararlandırıldıkları hâlde; kapkaç, fuhuş gibi adi suçları işlemekten de geri kalmıyorlar. Bazılarının ellerine tutuşturulan makineler de oyuncak değil ve yarın her birinize bunları döndürebilirler. İsrail’in güvenliği için, çevresinde oluşturulmaya çalışılan kiralık tetikçi çete devletine katkı sunan AKP’yi destekleyenler; hiç değilse bundan sonra desteği geri çeksin. Bu insanlık suçuna daha fazla ortak olmasın. Bireysel, anlık, geçici yaşamsal çıkarlara yenilerek onurundan taviz vermesin. Haysiyetli, şerefli, onurlu olunursa, uzun vadede yüz kızarıklığından kurtulabilecekleri gibi; kazançlı da çıkacaklar merak etmesinler…

 

Şimdiye kadar desteklenen AKP, iktidar süresini uzatıp biraz daha hırsızlık yapabilmek için dış politikayı uluslararası rüşvet olarak kullandı. Sömürgecilerle işbirliği yapan AKP, Suriye`yi bölmeye yardım ve yataklık ederek Suriye`yi Rusya`nın kucağına itti. Bu durum, şu iki açıdan Türkiye`nin zararına yol açtı:

 

1- Suriye`yi bölmeye çalışarak dolaylı yoldan Türkiye`nin de bölünmesi için çalışıldı (içerideki, açılım veya çözüm hezeyanı da bunu doğrudan destekleyen özelliktedir)

 

2- Suriye, sömürgecilerle bölünmeye çalışıldığı için Rusya`nın nüfuz alanına terk edildi. Böylece, Türkiye karşısında bu kez Amerika`dan sonra ikinci büyük güç Rusya ile de gelecekte mücadele etmek zorunda kalacak. Oysa, başlangıçta da yazdığımız gibi; Irak ve Suriye`nin iç işlerine karışılmasa ve başkalarının da karışmasına izin verilmese bu ülkeler kazanılıp Türkiye ihracat ve ithalata dayalı ekonomik nüfuz alanını genişleterek güçlenecek; Amerika ve Rusya’yı da bölgeye sokmamış olacaktı...

 

Deniz KAÇAĞAN

 

Kaynak:

[1] Milli Gazete, 21 Şubat 2015

[2] Ortadoğu, 12 Ekim 2014

[3] Milli Gazete, 15 Ekim 2014

[4] Ortadoğu, 14 Ekim 2014

[5] Milliyet, 13 Mart 2015

[6] Yeni Mesaj, 13 Mart 2015

[7] Yeni Mesaj, 15 Mart 2015

[8] Milli Gazete, 10 Ocak 2015 

[9] Milli Gazete, 16 Mart 2016 

[10] Milligazete, 23 Eylül 2015

[11] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/1088106447903115

[12] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/974982185882209

[13] Star, 21 Ekim 2014

[14] Takvim, 21 Ekim 2014

[15] Sözcü, 26 Ocak 2015

[16] Milliyet, 3 Kasım 2014

[17] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/979060655474362/

[18] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/979548892092205/

[19] Ahmet TAKAN - Önden buyrun!; Yeniçağ; 13 Aralık 2016

[20] http://www.abcgazetesi.com/turkiye-bu-katillere-neden-sahip-cikiyor-37125h.htm

[21] https://sarizeybekhaber.com.tr/sok-bela-turkiye-ye-geliyorum-diyor

[22] Milligazete, 15 Ekim 2014

[23] Milliyet, 13 Mart 2015

[24] Ortadoğu, 12 Ekim 2014

[25] Sözcü, 18 Aralık 2015

[26] Yeni Mesaj, 15 Mart 2015

[27] Milligazete, 21 Şubat 2015

[28] Ortadoğu, 14 Ekim 2014

[29] Sözcü, 9 Mart 2016

[30] Sözcü, 21 Mart 2016

[31] Sözcü, 9 Temmuz 2016

[32] Sözcü, 10 Temmuz 2016

[33] Yılmaz ÖZDİL – IŞİD acaba Suriye’de mi?; Sözcü, 25 Temmuz 2015

[34] Sözcü, 21 Eylül 2016

[35] Sözcü, 8 Temmuz 2016

[36] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/970231106357317