Laikliği Savunmak "YAŞAMI" savunmaktır.

06.10.2016 00:00

Türkiye`de artık laikliğe sahip çıkmak ekmek su kadar önemli bir ihtiyaçtır. Toplumun yegane tek ortak paydası olacak kadar da önemlidir.

Tarikat ve cemaatler Türkiye`sinin ülkeyi ne hale getirdiği 15 Temmuz`da ortaya çıktı. "Ne istedilerse verdik" kafası Türkiye`yi laiklikten uzaklaştırıp tarikat ve cemaatlere rehin bıraktı. Hala bırakmaya da devam ediyor.

Laikliğe sahip çıkmak Türkiye`ye sahip çıkmaktır.

Açık konuşmak gerekirse laiklik vurgusu ve mücadelesinin sol tarih açısından da önemli bir kilometre taşı olduğunu düşünüyorum. Anayasa`nın 2. maddesi, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir" der.

AKP iktidarının uygulamaları net ortada, laiklik isteyenin kafasına cop indiriliyor, sesleri kısılmak isteniyor. Paradoksa bak. Şu olsun isteniyorsa `bu laiklerle tarikat/cemaatler arasında` bir mücadeledir eyvallah herkes safını ona göre belirler. İşlerine gelince laiklik ve Atatürk`e sarılanlar deşifre olur. Hatta iyot gibi ortaya çıkar. Zaten çıksın da. Yeter artık bu sahtelik ve riyakarlık. Mustafa Kemal Atatürk 1 kasım 1937`de Meclis`te yaptığı konuşmada "Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz" der. Yani bugün gökten gaipten ilham alanlara karşı laikliği savunmak yaşamı savunmaktır.

Başarısız darbe girişimi sırasında ve ardından ilan edilen OHAL koşullarında AKP/Saray iktidarının ve onun sokağa tezahürü olan güruhun başka kimseye yaşam hakkı tanımayan bir şekilde hareket ettiği açıkça görülüyor. Başarısız darbe girişiminden sonra uygulamalara bakınca bir karşı darbe yapıldığı açıkça görülüyor.

Bu Millet 15 Temmuz darbesine karşı nasıl tek vücut oldu ise AKP/Saray diktasının yapacağı karşı darbeye de tek vücut olabileceği gerçeğini kimse göz ardı etmesin.