CHP Üzerine Derin Siyaset ve Siyasi Analiz!

Günümüzde siyasetin sağ ve sol yelpazesinde bulunan siyasi partilerin temel yaklaşımlarında ve politikalarında çok önemli benzeşmeler görülmeye başlamıştır.

25.01.2015 08:38

Bu farklılaşma, seçimde oy avcılığına dönük sloganlar ile siyaset yapmaya çalışan “yeni muhafazakârlık” ile halkın sorunlarını çözmeye dönük plan ve projeler ile hareket eden sol partilerdir. Liberal siyasi partileri dışarıda bırakmış değiliz. Muhafazakâr ve liberal siyasetin söylemlerdeki büyük farklılıklarına karşın, uygulamada aynı politikalar çevresinde birbirlerine yakın oldukları, toplumun ve halkın kaderini değiştirecek büyük değişimler ve reformlar yapmaktan uzak oldukları görünmektedir. Muhafazakâr ve liberal siyasetin uygulamada birbirine yakın oluşları, kadrolarının geçmişi dikkate alındığında çok belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde siyasetteki temel farklılaşma; soyut sloganlar etrafında siyaset yapan muhafazakâr, sağ ve liberal siyasi partiler ile akılcı, halktan yana, yenilikçi ve sosyal adaletçi politikalar ekseninde siyaset yapan sol siyasal hareketler arasında şekillenecektir. Bu noktada, muhafazakâr siyasetin küresel güçlerin taşeronluğunu üstlenmesi gibi bir çelişkiyle karşılaşıyoruz ki, sol partilerin milliyetçilik ilkesini içselleştirilmesiyle bu alanda da keskin bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır.

CHP Yönetsel Hatalar Yapmasa Önü Açılacak

CHP’nin çok uzun dönem boyunca iktidar dışında bulunması ve bir türlü iktidar olabilecek oy oranına ulaşamaması konusunda çok şeyler yazılmış ve değişik düşünceler seslendirilmiştir. Bu düşünceler ve iddiaların çoğu da AKP’nin iktidar olması örneğinde görüldüğü gibi sığ ve gerçekçi olmayan yaklaşımlar olmuştur.

Öncelikle belirtmek gerekiyor ki, CHP, iktidar alternatifi olamayışının nedenlerini algılayabilmiş değildir. Özellikle, seçim sonuçlarını yorumlayıp buna göre yeni bir politika ya da siyaset anlayışı benimsemek konusunda ciddi bir çalışma içine girmiş değildir.

Seçmen tercihleri açısından CHP’nin büyük kentlere, büyük kentlerin de merkezlerine sıkışmış durumu ile sahil bölgelerinden oy alabilmesi gerçeği, son seçimlerde de değişmemiştir. Özellikle Trakya, Ege sahil bölgesi ve Akdeniz’e sıkışmış olan CHP desteği, 2007 seçimlerinde olduğu gibi 2011 seçiminde de değişmemiştir. Bu açıdan CHP açısından bir değişim ve dönüşümden söz etmek oldukça zordur.

Sosyal demokrat bir parti kimliğiyle CHP’nin işçilerin yoğun olduğu Kocaeli, Kırıkkale gibi kentlerde başarılı sonuçlar almaması, azınlıklardan bile yeterli ilgi görmemesi, tek bir nedenle açıklanabilir. Geniş bir seçmen kitlesi ile yakın ilişkiye girememiş olan CHP, işçi ve emekçi kitlelere bile umut verebilecek bir noktada görülmemektedir.

Durum böyle olunca CHP`nin Sorunu, Genel Başkanlık Sorunu mudur? Diye bazı düşünceler ortaya atılıyor.

Siyasetin derinliklerine inince de CHP’nin sorunu, bir liderlik sorunundan çok, özellikle kent varoşlarındaki geniş kitleleri kavrayabilecek sosyal demokrat bir vizyon ortaya koyamamasıyla ilgilidir. Son seçimlerde çok sayıda CHP milletvekillerinin sosyal demokrat düşünce ve pratikle uzaktan yakından ilgilerinin bulunmadığı da çok açık görülmektedir. Seçkinci bir parti olarak halkla empatik bir diyalog kuramayan CHP, il ve ilçe örgütlenmelerinde de mutsuz ve umutsuz halk kitleleri ile diyalog kurabilecek isimler olmadığı net bir şekilde görünmektedir.

Bu biçimiyle CHP, geniş seçmen kitlelerine ulaşmak, mutsuz ve umutsuz kitlelerin sözcüsü olmak, inandırıcı bir program geliştirmekten uzaktır. CHP’de sosyal demokrat kimliğin ortaya çıkarılması, özellikle geniş seçmen kitlesi barındıran varoşlar, gençler ve kadınlara yönelik umut olabilmesi için seçkinci ve devletçi politikaların terk edilerek CHP’nin yeniden ve köklü biçimde yapılandırılması gerekmektedir.

Yapılandırma derken de vitrine merkez sağdan gelen isimleri alarak halkın karşısına çıkmayı kast etmiyorum.  Burada açık söylemek gerekirse parti yüzünü sola çevirmek ve halkçı politikalar üreterek zorundadır. Demokratik kitle örgütlerinde uzun yıllar görev yapan yeni yüzlerle partiye yıllardır emek veren parti emekçilerini adaylaştırarak sonuç almaya gitmelidir. Aksi halde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi partiye oy veren sol seçmenin güvenini kaybedebilir.

CHP’nin oylarını arttırması için en önemli hedeflerden birisi, büyük kentlerin varoşları diye anılan seçim bölgelerine hitap edecek adaylar bularak vitrine koymalıdır. Sosyal demokrat ve sol bir parti olarak bu seçmen kitlelerine ulamamanın yolu CHP’nin devrimci, umut veren, değişimin sesi olabilecek bir noktaya gelmesine bağlıdır.