12 Yıl Öncesini Hatırlıyorum.

AKP’nin iktidara ilk geldiği günleri dün gibi hatırlıyorum.

10.04.2015 00:00

Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, Erbakan hocanın Saadet Partisinden “Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyerek, yenilikçiler ile gelenekçilerin ayrışmasını gerçekleştirdi. O zaman gazetelerde mevcut siyasilerden halk gına getirdi, vatandaş değişim istiyor yazıları gazete sütunlarında yer alıyordu.

Bugün aradan tam 12  yılı aşan bir süre geçti.

Gerçekten gazetelerde halk değişim istiyor diye yazan yazarlar haklı çıktı.

Çünkü üç dönemdir Türkiye’nin başında kendilerini yenilikçiler olarak gören Tayyip Erdoğan’ın AKP si var.

O gün, ağabey olarak anımsanan gelenekçileri değil, hiç tanınmayan eğitimli ve genç insanları aday göstererek halkın karşısına çıktı ve kazandı.

Önümüzdeki 7 Haziran 2015 seçimleri için sokağa bakıyorum.

Cumhurbaşkanı koltuğuna oturmasına rağmen, ibre yine AKP’den yana, süreç aynı şekilde devam ediyor. 

Geçmişe bakacak olursak, CHP, eski lideri Deniz Baykal’la her ne kadar çarşaf açılımı yaparak dinci seçmene kucak açsa da bunu başaramadığı hafızalarda duruyor.

Liderlik koltuğundan inmeden önceki son icraatlarından biri Kutlu Doğum Haftasına katılarak, ülkesini seven, istismarcılık yapmayan dindar yurttaşların gönlünü fetih ettiyse de Deniz Baykal’ın yükselişini gören siyasi rakipleri,  çirkin bir komplo ile onu minder dışına itildi…

Bugün artık Baykal yok.

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin dönemi başladı ve halen devam ediyor.

Kılıçdaroğlu ve Tekin iktidar olmak için halkla barışmak için bir takım hamleler yapıyor. 

Onların yaptıklarına bakınca da Baykal’ın yaptıklarını kopya etmeye devam ediyorlar… Hafızalarımızı biraz olsun zorlayarak Kılıçdaroğlu’nun Radikal Gazetesi’ne vermiş olduğu röportajında “Türban açılımını destekliyoruz” başlıklı üniversitelerde türbanlı öğrencilerin de okuyabileceği konusunda bir açıklama yaparken, Tekin ise TV programında Türbanlı birinin parlamentoya gelmesinde sakınca olmadığını, engel çıkartmayacaklarını söylüyordu... Bu söylemlerin doğru olmadığına ve CHP’ye asla oy getirmeyeceğine inanıyorum.

Dinci ve Kürtçü çevrelere göz kırpma bunlarla da sınırlı kalmadı.

Geçen seçimden önce Parti Meclisi üyeliğine getirdiği, Nakşibendî Şeyhi Halit Hocanın torunu Muhammet Çakmak’ın, ağzını ilk açışta göreve başlama andı içercesine Fethullah’ı göklere çıkarması, ilkokul mezunu dahi olmayan bu kişiyi ‘bilge’ ilan etmesi ve Haburun avukatlığını onurlu bir şekilde yaptığını söyleyen Sezgin Tanrıkulu CHP’ye bir şey katmadığı gerçeği ortada iken,  bu seçimlerde de Mehmet Bekaroğlu, İlhan Kesici gibi isimlerden medet umulmakta…

Atatürk TC’nin şeyhler ve müritler ülkesi olamayacağını söylemişti, şimdi ülkeden geçtik kendi partisi şeyhler ve müritler partisi oluyor gibi diye düşünüyor insan.
Bu gerçekleri görmek ve halkın karşısına her şeyin hesabını yaparak çıkmanın şart olduğunu hatırlatmak istiyorum… Unutmayın taş yerinde ağırdır. Kürt açılım yapacağım diye büyük umutlarla getirdiğin Tanrıkulu’yu Diyarbakır, Mehmet Bekaroğlu’nu Rize’den aday yapmayıp, ille de milletvekili olsunlar diye İstanbul’a getirirseniz, sizden sormak isterim acaba kimden oy alacaksınız… 

Sayın Kılıçdaroğlu,

Bağımsız yargının son iki direnç noktasına -Yargıtay ve Danıştay’a - ölümcül darbeler indirilirken halkı direnişe çağıran bir grup milletvekilinizi yatıştırdınız.

Direnen bu son iki kalenin ikisi de düştü. Şimdi bu kalelerde tek adam iktidarının bayrağı dalgalanıyor.

Ulusalcı, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti tamamen bitti…

Cumhuriyet kendini savunacak yargı organlarından yoksun bırakıldı, halktan başka tutunacak dalı, sığınacak barınağı yok.

Bağda üzüm kalmadı, bekçi can derdinde.

Halkımızın Mısır halkından daha az onurlu olmadığını tüm dünya bilir.

Sayın Kılıçdaroğlu,

Size ve Gürsel Tekin’e izninizle iki soru sorarak uyarmak istiyorum:

(1) Laikliğin tehlikede olmadığı düşüncenizi hala koruyor musunuz?

(2) Temel insan hak ve özgürlerinin yok edildiği yerde direnme hakkının doğduğuna inanıyor musunuz?

Birinci soruya yanıtınız ‘evet’, ikincisine ‘hayır’ ise size evinizin yolu şimdiden göründü demektir.

‘Cumhuriyetin temel nitelikleri ve demokrasi tehlikede! Diktaya direneceğiz’ diyorsanız

Sonuna kadar sizinleyiz.

Saygılarımla.