The New York Times: “Erdoğan gazetecileri hapsetti, siyasi muhaliflerin varlıklarını ele geçirdi”


The New York Times’da yer alan analizde Erdoğan’ın tüm iktidarı elinde toplaması ve muhalefete karşı acımasız baskıyı başlatmasıyla demokrasi umudunun tamamen yok olduğunu yorumu yapıldı.

21.08.2018 14:58

The New York Times’ın Peter S. Goodman imzalı yazısında, “10 yıl önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan din savaşlardan perişan olan bölgede olası demokrasi feneri olacağı yönünde bir umut kaynağıydı” dendi.

Türkiye’nin NATO’nun sadık müttefiki ve Avrupa ile istikrarsız Ortadoğu arasındaki köprü olduğu ifade edilen yazıda, şu değerlendirmelere yer verildi:

Erdoğan, Avrupa Birliği sıralarında ülkesi için bir yer açmaya çalıştığı için kendini reformlara hazır ılımlı Müslüman lider olarak gösterdi. Türkiye’nin hoşgörü ve hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir liberal toplum haline geldiğine dair algılara hitap etti.

Fakat tüm bunlar, Erdoğan’ın üstün yetkileri elinde toplamaya başlamadan ve iki yıl önce meydana gelen darbe girişiminden sonra muhalefete acımasızca baskı yapmaya başlamadan önceydi. Büyük ölçüde otoriter eğilimleri ve beceriksiz ekonomi yönetiminden kaynaklanan mali kriz başlamadan önceydi. Sayın Erdoğan’ın liberal bir güç olduğu fikrinden geriye kalan her şey tamamen yok oldu.

Batı için, daha önce umut kaynağı olan Erdoğan, ki İslam ile demokrasinin barış içinde birlikte yaşayabileceğinin kanıtı olabilirdi, şimdi popülizmi, süslü sözleri ve muhasebe kitaplarına hürmetsizliğiyle ülkeyi felakete sürükleyen yeni bir otokrata dönüştü.

The New York Times’ın Peter S. Goodman imzalı yazısında, “10 yıl önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan din savaşlardan perişan olan bölgede olası demokrasi feneri olacağı yönünde bir umut kaynağıydı” dendi.

Türkiye’nin NATO’nun sadık müttefiki ve Avrupa ile istikrarsız Ortadoğu arasındaki köprü olduğu ifade edilen yazıda, şu değerlendirmelere yer verildi:

Erdoğan, Avrupa Birliği sıralarında ülkesi için bir yer açmaya çalıştığı için kendini reformlara hazır ılımlı Müslüman lider olarak gösterdi. Türkiye’nin hoşgörü ve hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir liberal toplum haline geldiğine dair algılara hitap etti.

Fakat tüm bunlar, Erdoğan’ın üstün yetkileri elinde toplamaya başlamadan ve iki yıl önce meydana gelen darbe girişiminden sonra muhalefete acımasızca baskı yapmaya başlamadan önceydi. Büyük ölçüde otoriter eğilimleri ve beceriksiz ekonomi yönetiminden kaynaklanan mali kriz başlamadan önceydi. Sayın Erdoğan’ın liberal bir güç olduğu fikrinden geriye kalan her şey tamamen yok oldu.

Batı için, daha önce umut kaynağı olan Erdoğan, ki İslam ile demokrasinin barış içinde birlikte yaşayabileceğinin kanıtı olabilirdi, şimdi popülizmi, süslü sözleri ve muhasebe kitaplarına hürmetsizliğiyle ülkeyi felakete sürükleyen yeni bir otokrata dönüştü.

89