Genelevin asıl patronu Devlet!


Milletvekilliğine adaylığını koyan eski bir hayat kadınından ibretlik açıklama..

08.07.2015 00:00

Türkiye'nin fuhuş haritası ! |
%99′u müslüman ülkedeki bu harita acınacak halimizi gösteriyor!
Türkiye’de yaklaşık 300 bin hayat kadını olduğu ve bunların 30 bininin belge beklediği tahmin ediliyor.
Polis kayıtlarına göreyse ülke genelindeki vesikalı kadın sayısı 15 bin; 3 bin kadın da 56 yasal genelevde çalışıyor. 
Fuhuş sektörü İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin yanı sıra yaz aylarında özellikle turistik bölgelere kayıyor.
Sadece İstanbul’da fuhuş sektöründe çalışan çocuk sayısının 500 dolaylarında oluşu fuhuş sektörünün en tüyler ürpertici bölümlerinden birini oluşturuyor.
Büyük şehirlerde fuhuş pazarı eski Doğu Bloku ülkelerinden gelen kadınlar, travestiler ve transseksüellerin tekelinde.
Travesti ve transseksüeller İstanbulda kiralık mekanlarda veya otobanlarda çalışıyor. Genellikle hayat kadınlarıyla bir araya gelmek ve onlarla yan yana çalışmak istemeyen travesti ve transseksüeller her ne kadar yasal olarak vesika alma hakları olmasa da İstanbul’da piyasalarını oluşturmuş durumdalar.

Genelevin asıl patronu Devlet!

Milletvekilliğine adaylığını koyan eski bir hayat kadınından...
Ayşe Tükrükçü, 2007 genel seçimlerine İstanbul 2. bölgeden bağımsız aday olarak katıldı.
Seçim sürecinde yürüttüğü politikayı, taşıdığı dövizlerde şöyle özetliyordu: "Eski Genelev Kadınıyım (Modern Köle), Tüm Hayatsız Kadınlar İçin, Tüm Ezilen, Hor Görülen Şiddet Mağduru Kadınlar İçin İstanbul Bağımsız Milletvekili Adayıyım". Duygu Dalyanoğlu ve Zeynep Kutluata, Ayşe Tükrükçü ile kişisel deneyimlerinden yola çıkarak Türkiye'de fuhuş ve devletin bu alandaki rolü üzerine konuşmuştu.
Röportajın tamamı Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar dergisinin Ekim 2008 sayısından okunabilir.
Fuhuşu nasıl tanımlıyorsunuz?
Fuhuş sadece genelev ile bitmiyor. Randevu evleri, sokakta çalışanlar, genelevler... Fuhuş her yerde var. Rakamlar yüksek, gelir fazla, gideri az olan bir şey diyorlar.
Benim hayatımın giderini hesaba katmıyorlar.
Dedim ya, benim 25 senemi götürdü 2,5 sene genelevde yaşamak.
Fuhuş her yerde ama devlet buna bilerek, isteyerek göz yumuyor.
Genelev çalışanlarının vergileri ile devlet memurlarının maaş aldığını biliyor musunuz?
Genelev kapısını bekleyen de bir polis, bir de bekçi!
Genelevlerdeki işleyişten bahsedebilir misiniz? Genelevlerin hukuki pozisyonu nedir?
Devletin buradaki rolü nedir? Vesika hukuki olarak nasıl tanımlanıyor?
İşte bu benim vesikam: hangi tarihten hangi tarihe kadar, hangi genelevde çalıştığıma dair belge.
Kaymakamlık da Valilik de Emniyet Müdürü de biliyor benim genelevde çalıştığımı.
Onların imzası olmadan ben orada çalışamam.
Örneğin, üç ayda bir kan tahliline gidiyorsun, hasta mısın diye...
Yanında vesika denen bu karnenin olması lazım.
Memleket memleket satılırken o kâğıt olmadan yine satılamazsın.
Vesikasız genelevine giriş yapamazsın.
Bir sefer, bir otelde, erkek arkadaşıyla, sevgilisiyle, müşteri ile "basılan" bir kadın vesika alıyor.
Fişlenme denen şey bu. Parmak izin alınıyor, fotoğrafın çekiliyor. Artık fuhuş yaparken yakalandın diye emniyette kaydın oluyor. Rasgele Ayşe, Fatma gidip “ben genelevinde çalışacağım, beni buraya alın” diyemez, içeriye de giremez.
Girmen için önce fişlenmen lazım, bundan hüküm giymen lazım.
Ben hüküm giyenlerdenim. Çünkü o zaman zina suçu vardı, şimdi zina suçu yok.
 Şimdi zina suçu yok, peki fişlenme nasıl oluyor? İşin içinde para olduğunun kanıtlanması gerekiyor herhalde...
Ali ile Fatma anlaşıyor, otele gidiyorlar. (Ama bunların hepsi genelev patronları tarafından ayarlanıyor aslında.) "Şurada fuhuş yapılıyor" diye polise telefon açıyor.
Polis gidiyor onları alıyor. Telefon açanın zaten amacı belli: o kadını fişlemek.
Kadının fuhuştan yakalanmış olması lazım, emniyette fuhuştan yakalandı diye kaydı çıkması lazım.
Cezaevi mahkûmiyetinde olduğu gibi karakolda resmin çekilir; önünde seri numaran, hangi sıfatla yakalandığın zaten dosyanda yazılı, fuhuştan yakalandığın yazıyor...
Sonra hastaneye muayeneye gidilir. Biz bunu bu vaziyette yakaladık denilir.
Hastanede, evet sperm bulundu, fuhuştan yakalandı benzeri bir şey yazan belge doktor tarafından imzalanır. Ertesi gün kadın adliyeye çıkarılır.
Adliyede kadına "sen ne yapıyordun " diye sorulur.
Dışarıda üç beş tane adam bekler zaten, tehditlerle kadın da "evet ben fuhuş yapıyordum" der. "Yaşamımı sağlamak için başka şansım yok" gibi şeyler söyler.
Adliye kararında da fuhuştan yakalandı diye işlem yapılır. Kadın, üç gün sonra da gidip "ben geneleve gireceğim" diye müracaatta bulunabilir.
Geneleve satılma süreci de böyle başlıyor...
Evet geneleve satılma bu işte. Bana eşim tarafından komplo kuruldu. Genelev patronları, Emniyet ve Islahiye Devlet Hastanesi...
Bunların hepsi işbirliği içindeydi ben yakalanırken. Çünkü doktor bana sormadı sen kimle yattın diye. Konuşturulmuyorsun ki! Ben mahkemeye çıktım, ne için çıktığımı bilmiyorum.
Savcıya bir şey söylemek istiyorum. “Ben niye yakalandım, niye buraya geldim” diye sormak istiyorum.
Adam bana diyor ki: “Tamam tamam zaten senin halin belli.” Kıyafetime bakarak benim orospu olduğuma karar verdi adam.
O karar verilmemiş olsaydı ben fişlenmezdim.
Peki o satma sürecinde bir borç senedi mi imzalatılıyor?
İçeriye girdikten sonra borç senedi imzalatılıyor.
Şimdi ben geneleve girdim. Kapıya geldiğimde polisi gördüm, bekçiyi gördüm, sevindim.
Çünkü nereye geldiğimi bilmiyorum. "Burası neresi" dedim, polis bana "alışırsın" dedi.
Üzerim kan içinde, "gitmem etmem, burası neresi?" dediğimde dayak yiyorum. Neyse, içeriye girdim.
Üç gün işkenceden sonra dördüncü gün mecburen çalıştım.
Alternatifin yok, başka kurtuluşun yok.
Patron geldi, senedi ben ilk defa hayatımda genelevde gördüm. "Şuralara imza at" dedi. "Atmam" dedim; dayağı yedim, attım. Öğrendiğim şu oldu: İşbirlikçi polislerimiz var ya...
100 milyon rüşvet polislere verildi.
100 milyon beni muayene eden sağlık komisyonuna, doktorlara verildi.
40 milyon da beni satan pezevenge verildi. Şimdi bu rüşvetler verilmese ilk girişlerde zorluk çıkıyor.
Polislerin aldığı rüşvetler geneleve satışımızın daha çabuk olmasını sağlıyor.
En başta emniyet müdürlüğü...
Bu halen 62 tane genelevde de, valilikte ve emniyette de geçerli olan bir kuraldır.
Ben o kuralı bozmaya çalışanlardanım.
 "Satılmayın, satmayın" diyorum; çünkü "bunun parasını devlet yiyor" diyorum.
Rüşvet karşılığında genelevin içinde neler neler yapılıyor...
Zoraki çalışma yasak deniyor ama var. Borçlandırılmak yasak deniyor, ama var. Satılmak suç deniyor, ben satıldım.
Ay halinde bu kadın evinde olacak deniyor; yok, içerdeyiz.
Hamilelik halinde çalışılmaz deniyor; kürtajdan çıkıp yarım saat sonra müşterinin altına yatan bizleriz.
Gerçekte hiç uyulmayan bir yasa var, fuhuş yasası.
Yasada, geneleve ilk girişte, emniyet müdürlüğünde, valilikte ya da sağlık komisyonunda birilerinin bizi karşısına alıp vesikanın artısını eksisini anlatması şart koşulmuş. Ama hiçbiri bunu yapmıyor.
Yasadaki maddeler bizim yaşadıklarımıza uymuyor.
Tek uyan, devlete vergimizin ödenmesi. Benim geneleve giriş tarihim belli, genelevden çıkış tarihim belli.
Ben orada 2,5 sene vergi ödedim. 2,5 sene sigorta param kesildi.
Ama 212 gün sigortalı çıktım.
Seçimlerden sonra 40 sene genelevde çalışan bir arkadaşla tanıştım.
40 sene! Okuma-yazma bilmiyor.
Kadın 1 sene sigortalı çıktı. 1 sene! 39 sene çalıştığı nerede bu kadının?
Kadın 59 yaşında genelevden kaçıyor.
Elinde para var mı? Hayır. Üzerinde kıyafet var mı? Hayır.
Mal varlığı var mı? Hayır.
Nerede bu kadının parası? Nerede bu kadının hayatı? Sözde fuhuş yasası bize hitap eden yasa...
Yazıda evet, ama pratikte hayır!
Vesikadan kurtulmak nasıl mümkün oluyor? Evlenerek mi genelevden çıkılabiliyor?
Bizlerin basına çıkmasıyla ya da ayıplarını yüzlerine vurmamızla birlikte birtakım şeyler değişti.
Borcu olmayan çıkabiliyor. Ama hangi kadının borcu yok? Ben 93 yılında bir hesaba girdim genelevde.
Kazancım 500 milyondu, o zamanın parasıyla süper bir para. Borcumu öderim diye düşünüyorum.
Sonra bir hesap yapıldı. 250 patronun, 250 benim hesabıma düştü. 240 milyon borcum var.
Fazladan 10 milyonum var diyorum.
Elektrik parası, su parası, yakıt parası, sigorta…
Bunların hepsi benim 250'den çıktı. Kaldı bana 30 milyon.
Etimi satmışım, şimdiki tabirle fahişelik yapmışım, ama benim borcumdan 30 milyon para düşüyor.
Her ay 30 milyon, 40 milyonla senin borcun bitmez.
O yüzden de genelevden çıkış çok zordur.
Devlet kurumuna gidip "ben çıkmak istiyorum" desen, seninle patronu yüz yüze getirir.
Patron "getirsin parayı, borcunu kapatsın gitsin" der.
Yemedim, içmedim, giymedim diyebilirim. Kahvaltı yapmazdım, öğlen yemeği yemezdim borç yatırılacak diye.
Yediğim bir kuru ekmek. 5 ay boyunca da böyle yaşadım.
Günde, o zaman ortalama 20-30 kişiyle yatıyorsam, borcumu kapatıp çıkacağım diye ne yaşlısına baktım ne üzerimde ölecek insana baktım, ne gencine baktım.
Dedim müşteri, ne olursa olsun.
Vesika silindi mi? Silinmedi.
Çok mücadele ettim.
Ben etim satılmasın, geneleve girişlerim kapansın istedim. 11,5 yıl boyunca bunun için mücadele ettim. "Genelevin girişini kapatın bana" dedim.
Hani şeytan bu ya, artık canım boğazıma gelir "lanet olsun bu dünyaya" deyip belki bir gün giderim, hesabını yaparım.
Onu dahi yapmayayım diye dilekçemi verdim 11 sene önce vesikamın silinmesi için Kütahya Genelevi'ne.
Kabul edilmedi. Bana söylenen şu oldu: " Tamam, sen git 5 sene evli kal; her şey silinir."
 Evlilikle vesika siliniyor mu?
Evli kaldığın süre içinde geneleve girip çalışamazsın.
Diyelim ki borcunu ödeyip çıkıyorsun. Vesika değil de, Islah-ı Nefis kâğıdı alabilmek için evli kalman gerekiyor.
O da sadece evli kaldığın süre için geçerli.
Boşanırsan tekrar gidebilirsin. Çünkü benim geneleve giriş ismim Tükrükçü.
Yüksekbaş diye (kocanın soyadıyla) gitmiyorum ki ben.
Evli kadın çalışamıyor; ama evli adam gelip beni satın alabiliyor.
11 sene önce ben Islah-ı Nefis belgesi alabilmek için dilekçe verdim.
Adamın bana verdiği cevap şu oldu: "Zaten evleniyorsun.
Git, 5 sene evli kal.
O zaman zaten her şey biter." Ama bitmemiş! Neydi biten, biliyor musunuz?
Benim dava açma haklarımın hepsi bitiyor. Genelev patronlarına, devlete, SSK'ya...
Zamanaşımına uğruyor! Meğer bunlara dava açma hakkım bitiyormuş benim.
Peki vesika? Vesikanın kalkması için ne yapmak lazım?
Onun kalkması çok zor. Ölmem lazım.
Öldükten 40 sene sonra sicilim siliniyor.
Genel af kapsamına da girmiyor değil mi?
Hayır, girmiyor. Genel afta herkes cezaevinden çıktı.
Peki genelevinde çalışan kadınlara niye af çıkmadı? Bize af yok! Rahşan Ecevit affı çıktı; cezaevlerinin hepsi boşaldı.
15 aylık çocuğa tecavüz eden de çıktı. 70 yaşındaki kadına tecavüz eden de çıktı.
Tecavüz edilenlere af yok! Olmadı, olamaz da!
Genelev çalışanlarının gündelik yaşantıları konusunda biraz daha konuşabilir miyiz?
Sabah 9'da kalkarsın. 9.30'da kahvaltıya oturursun. Bütün kadınlar orada olur. Biri kalkar, biri oturur. 10'da kuaför gelir.
Her genelevin saati de farklıdır. Fön çekilir. 11'de salona inerdim. Sabah 11'den gece 23-24'e kadar…
Bir dönem oturursun, bir dönem tek ayak üzerinde durursun.
Kadınlar tek ayağının üzerinde...
Zaten külot-sutyen, bir de öyle duruş…
Çekici kıyafet tarzları seçilir: Kırmızı, mor, pembe, siyah...
Genelde kırmızı tercih edilir; çünkü âdetli olursun belli olur, kanama geçer; kırmızı göstermez.
Müşteri gelir odanı sorar.
Zaten vizite fiyatı orada yazar, vergi levhası vardır. 5 dakika odada kalırsın. Sen parayı alırsın, aşağıya inerken adama dersin "soyun." Sen odaya gelene kadar zaten o soyunmuş olur.
Eski, tahta somyalar vardır, bir yastık, bir çarşaf, bir döşek işte...
Loş ışıklar... Gündüz aydınlığını biz odada hiçbir zaman görmeyiz.
Mor, pembe, kırmızı tonlarda ışıklar kullanılır. Kanamalar, hastalıklar, iltihaplar gözükmesin diye...
Adam bunu gördüğünde parasını geri ister, parayı geri ödemeye mecbur olursun.
Kaç müşteri oluyordu peki?
Ölüsü 25. Hafta sonları, asker sevkiyatları, mitingler, maçlar… Sayı 40'a çıkar. Seçim dönemi mitinglerde arabalarla hep dışarıdan geliyorlar.
Miting saat 13.00'de, araba akşam 20.00'de kalkacak...
İnsanlar gezme hesabı yapıyorlar. Erkeklerin gezdiği yerler sadece genelevler.
Gitsin tarihi bir bina baksın, kafamı keserim.
Çünkü adamların düşünceleri şudur: Yaa, bizim oradakileri tanıyoruz, bir de başka yerdekine gidelim. Kandil? Herkes yıkanır, kandilleşir; aile yemeği yenir diye biliriz. Evet, o gece herkes yıkanır; bizde de herkes yıkanır.
Ama biz neredeyiz? O gün en çok alanı değil de en az alanı tebrik ederiz. "Allah'a şükür sana 1 kişi eksik geldi, sen bizim kadar suç işlemedin" deriz.

AYŞE TÜKRÜKÇÜ KİMDİR?

Türkiye beni geçtiğimiz seçim döneminde tanıdı, eski genelev kadını, vesikalı, devletin aydın yüzüne vurulmuş bir kadın olarak. Aile içinde horlanma ve dışlanma yaşadım; küçük yaşta tecavüze uğradım, aile içi tecavüz.
Babam da annem de hiçbir zaman bunu kabul etmedi.
Sokakta yaşamanın ne demek olduğunu ben Almanya'dayken de biliyordum.
Türkiye'ye geldim, evliliği çare zannettim. 1989 yılında evlendim. Evlilik çare değilmiş. 2,5 sene evli kaldım.
İki tane erik çok görüldü bana aş erdiğim dönemde.
O evliliği yürütemedim, ayrıldım. Sahipsizlikten, ikinci bir evlilik daha yaptım.
Kocamın evlenme kâğıtları diye getirdiği kâğıt benim geneleve satış kâğıtlarımdı. 2,5 sene çalıştım ben orada. 2,5 sene karşılığında benden 25 sene götürdü. Onurumu, kadınlığımı, haysiyetimi, toplum içindeki yerimi aldı, çaldı resmen bunları benden. 2,5 sene sonra çıkmak istediğimde, komisyondaki doktorların bana dediği şu oldu: "Sen evlenip çıkacaksın, 5 sene evli kal her şey bitecek."
Beş sene ben o pisliğin her türlü şeyine de maruz kaldım.
Ama maalesef Ayşe Tükrükçü hep Ayşe Tükrükçü kaldı.
Ben içimde hep 30 sene önceki Ayşe'yi arıyorum.
Tecavüze uğramış da olsam o dönemimi çok arıyorum; o zaman sadece tecavüz vardı, şimdi ise vesika ile beraber...

Bu Ayşe işte…

Kapitalizmle Mücadele Derneği

Makale: Sema MANDUZ


Etiketler: Genelevin asıl patronu Devlet!
2810