“Türkler onu bir tanrı gibi sevdi onun tek aşkı ülkesiydi”


Atatürk'le görüşen Çinli diplomat anlattı...

08.07.2018 10:28

Kırmızı Kedi Yayınevi ve CRI-Çin Uluslarararası Radyosu’nun işbirliğiyle üç ayda bir yayımlana n Çin kültürü dergisi Modern İpek Yolu'nun Temmuz 2018 tarihli  dördüncü sayısı çıktı.

Çin'e ve Çin-Türkiye ilişkilerine dair yeni sayısında zengin bir içerik sunan dergide Emre Demir Çankaya Köşkü’nde Atatürk’le görüşen Çinli diplomat Ho Fengshan'ı yazdı...

Çin’in Ankara misyonunun kuruluşunda yer alan ve Çin’in Schindler’i olarak anılan  Ho Fengshan gözleme şansı bulduğu Kemalist devrim Türkiye'si için “Atatürk’ün neler başardığını gözümüzle gördük” derken, Gazi Mustafa Kemal için de, “Türkler onu bir tanrı gibi sevdi. Onun tek aşkı ülkesiydi” notunu düşüyor...

İşte Emre Demir'in yazısında Ho Fengshan ve Atatürk'le ilgili o bölümler:

" 1930’ların başında Çin Cumhuriyeti ile yeni Türkiye Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkinin temelleri atıldı. Başkent Ankara’daki Çin misyonunu kurma görevi He Yaozu’ya verildi. Milliyetçi Çin Partisi’nin, Çin’i tek bir bayrak altında birleştirmek için yerel savaş beylerine karşı başlattığı Kuzey Seferi’nde isim yapmış önemli bir general olan He Yaozu, bu kez diplomat olarak Ankara’nın yolunu tuttu. He Yaozu ve ekibinin amacı, yeni Türkiye’yi takip etmek ve anlamaktı. Türkler ülkelerini imparatorluktan cumhuriyete nasıl geçirdiler, devrimleri nasıl yaptılar ve Çin, Türklerin deneyimlerinden nasıl faydalanabilirdi… Nanjing merkezli Çin hükümetinin Ankara’ya gönderdiği diplomatlardan beklentisi bu sorulara cevap bulmalarıydı.

Fakat Türkiye, Çinliler için farklı bir çalışma alanıydı. O döneme kadar Çin hariciyesinde

baskın yabancı diller İngilizce ve Japoncaydı. He Yaozu, dil yeteneği olan bir ekibe ihtiyacı olduğunu biliyordu ve başta Nanjing ve Şanghay olmak üzere çeşitli kentlerde bu niteliği haiz

isimler aramaya başladı. Birkaç dili iyi derecede bilen bu kişinin ekonomiden de anlaması gerekiyordu. He Yaozu’nun aklına kısa süre önce Amerika’dan dönen bir genç gelmişti; bu genç, 1933’te ABD’de Başkan Roosevelt tarafından başlatılan yeniden yapılanma politikası (New Deal) üzerine kendisine bir sunum yapan Ho Fengshan’dı. Aranılan isim bulunmuştu; Ho, o sırada Changsha’daki yerel yönetimde kâtip olarak görev yapıyordu. He Yaozu derhal Ho Fengshan’a ulaştı ve kendisiyle beraber Türkiye’ye  gidip gidemeyeceğini sordu. Ho Fengshan bir süre düşünüp taşındıktan sonra teklifi reddetti. Türkiye’nin kendisi için zor ve farklı bir çalışma sahası olduğunu düşünüyordu.

Ho Fengshan, bir sabah gazetede He Yaozu’nun Türkiye’ye gitmek için hazırlandığını yazan bir haber okudu. He Yaozu’ya bir tebrik telgrafı gönderdi ve yeni görevinde başarılar diledi. Bir cevap almayı beklemiyordu ama Ankara’dan gelen yanıt gecikmedi: ”Burada yerin hazır. Lütfen gel!” 

“TÜRK İYE’YE GİDİP ÜLKEM  İÇİN ÇALIŞACAĞIM”

Ho Fengshan, küçük bir vilayet olan Changsha’nın (Çanşa) miskin ve politik havasından sıkılmıştı. Küçük bir vilayet için çalışmaktansa, Türkiye’ye gidip ülkesi için çalışmaya karar verdi. Resmi işlemler kısa sürede tamamlandı. Ankara’da Kıdemli İkinci Kâtip olarak görev yapacaktı.

Ho Fengshan ve diğer Çinli diplomatlar 9 Mayıs 1935 günü İstanbul’a ulaştı. Ho, iskeleden  iskeleden gördüğü şehirden hatıratında övgüyle söz ediyor. Burada iki gece kaldıktan sonra trenle Ankara’ya hareket etti. Ho Fengshan bu noktada hatıratına bir ara başlık koyar, “Yeni Başkent Ankara” ve ilk cümlesi şöyledir: “Ankara, üç bin yıllık tarihine rağmen ücra bir kasaba haline gelmiş.”

Ho Fengshan, bu tespitten sonra Atatürk’ün kenti modernleştirmek için yaptığı çalışmaları not ediyor:

“Ankara’ya vardığımızda şehirde sadece birkaç modern yol vardı. Şehrin nüfusu 170 bindi. Uygun bir ev bulmak çok zordu. Elçilik, sıradan iki katlı bir konuttu. Birinci katta bir oturma odası ve yemek salonu vardı. İkinci katın bir kısmı ofis olarak kullanılırken, bir kısmı He Yaozu ve eşine tahsis edilmişti. Personel, sefaret çevresinde uygun evler buldu. En büyük sorunumuz içme suyuydu. Suda çok fazla alkali vardı ve içmek için uygun değildi. Sadece temizlenmek için kullanılabilirdi. İçme suyu, büyük kasalarla İstanbul’dan temin ediliyordu.” 

ATATÜRK ÇİN’İ SORUYOR

Ho Fengshan (1901-1997), Ankara’ya vardıktan kısa süre sonra “yeni Türkiye’nin babası” olarak bahsettiği Atatürk ile görüştü. Çinli diplomatları kabul eden Atatürk, Büyükelçi He Yaozu’nun daha önce bir asker olduğunu öğrenince onunla çok ilgilendi, Çin ve Chiang Kai-shek (Jiang Jieshi) hakkında sorular sordu.

Anılarının bu bölümünde iki sayfalık Atatürk ve Türkiye değerlendirmesi yapan Ho Fengshan, “onun başarılarıyla ilgileniyorduk ve hangileri Çin şartlarında uygulanabilir diye düşünüyorduk” diye yazıyor.

Anılarında “Türkiye’nin selefi Osmanlı’ydı” diyen Ho, Osmanlı İmparatorluğu’yla ilgili genel bilgiler not ediyor. İlginçtir, Qing Hanedanı döneminin reformcu isimleri Kang Youwei ve Liang Qichao da kendileri için bir örnek olabileceği düşüncesiyle Osmanlı’yı takip ediyorlardı; Ho’nun jenerasyonu da imparatorluk sonrası benzer süreçlerden geçtiklerini düşündükler yeni Türkiye’nin politikalarıyla yakından ilgiliydi.

Hatıratında, Atatürk’ün Anadolu’da devrimci unsurları birleştirerek ulusal bir meclis açtığını kaydeden Ho, bu dönemde Rusya’daki komünistlerden maddi yardım alındığını da ekliyor. “Atatürk, mağrur teorilere saplanmayan pratik bir zekâya sahipti” diyen Ho Fengshan, onun Türkiye için Sovyet Komünizmi değil, İngiliz tipi demokrasi tasavvur ettiğini not ediyor.

Atatürk’ün, çağdaşı Lenin kadar parlak olmasa da, hangi zamanda, hangi hamleyi yapacağını iyi bilen bir zekâya sahip olduğunu yazıyor. 

“Atatürk’ün neler başardığını gözümüzle gördük” diyen Ho Fengshan, Türkiye’de din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığını, sanat ve müziğin desteklendiğini, kadınlara oy hakkı verildiğini, eski harflerin yerine Latin alfabesinin getirildiğini ve Atatürk’ün yönetimi altında ülkenin sosyal ve politik yaşamının devrimci değişimlere maruz kaldığını ifade ediyor. Atatürk’ün özel yaşamı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ho Fengshan, “O kendisini tek bir kadına adayamazdı” diyor. Bu noktada Atatürk’ün bazı aşk maceralarını not ediyor. Meraklısı bazı “diplomat dedikodularını” Ho’nun hatıratında bulabilir.

Ho Fengshan, anılarında Atatürk’le ilgili bölümü şu sözlerle bitiriyor: “Türkler onu bir tanrı gibi sevdi. Onun tek aşkı ülkesiydi.”

Ankara’daki Çin misyonu, bir müsteşar, ikinci ve üçüncü kâtipler, askeri ataşe, ataşe yardımcıları, memurlar, stajyerler ve hizmet görevlilerinden oluşan kalabalık bir ekiple göreve başladı. Bu, Çin Cumhuriyeti’nin Türkiye’deki diplomatik faaliyetlerini başlatan kurucu bir ekipti. Türkiye, Çin’de hiç bilinmiyordu. İki ülke arasında canlı, modern bağlar yoktu. Ekibi zorlu bir görev bekliyordu.

Türkiye üzerine çalışmaya başlayan ekip geniş bir ölçekte, çok sayıda konu başlığı üzerinde araştırma yapmaya başladı. Ekibin her üyesi, kendi ilgi alanı doğrultusunda seçtiği bir konuyu çalışıyordu. Ekip üyelerinin tamamı İngilizceye hakimdi, fakat sadece İngilizce kaynaklar üzerinden çalışmak onları sınırlıyordu.

Fransızca ve Almanca kaynakları da taramaya başladılar. Bu süreçte Ho Fengshan, her gün gece yarısına kadar çalışıyordu. Neredeyse bütün yük onun omuzlarına binmişti. Bir yandan Türkiye üzerine okumalar yapıyor, diğer yandan Türkçe öğreniyordu.

Ho Fengshan, bir yıl içinde, tam 1 milyon Çince karakterden oluşan bir Türkiye raporu hazırladı. Rapor, politika, ekonomi, toplum, eğitim, finans, endüstri, ticaret, tarım ve savunma başlıklarından oluşmaktaydı. Bütün bu alanlarda Türkiye’nin mevcut durumu analiz ediliyordu. Ho Fengshan, bu raporun bir kitap olarak basılması için Şanghay’da bir yayınevi ile anlaştı. Rapor, önce başkent Nanjing’deki Dışişleri Bakanlığı’na gönderildi. Fakat Çin-Japon Savaşı başlamıştı ve 1937’de Nanjing düştü. Tarihe Nanjing Katliamı olarak geçen olaylar sırasında, Çin tarafına göre 300 bin insan hayatını kaybederken, Ho Fengshan’ın hazırladığı Türkiye raporu da o dönemde basılamadı.

Sonraki yıllarda Mısır ve Meksika’da büyükelçilik görevinde bulunan Ho Fengshan, 1997 yılında San Francisco’da öldüğünde 96 yaşındaydı. Bugün Şanghay kentindeki Yahudi Mültecileri Anma Müzesi’nde Ho Fengshan için özel bir bölüm yer alıyor. Ho’nun hayatı son yıllarda dizi ve film yapımcılarının da ilgisini çekiyor, 46 bölümlük “Son Vize” adlı dizi 2017 yılı başında Çin’de yayınlandı.

72