Sıra kız-erkek okullarını ayırmaya geldi


Rehinelerin Türkiye’ye pazarlık sonucu getirilmesi, Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınanlar, sınır boylarında askerimizin hem Suriyeli, hem Türk vatandaşları tarafından taşlanması, Suriye’de tampon bölge kurulması derken, birden araya türban girdi.

24.09.2014 09:22

 Ortaokul ve liselerde kız öğrencilerin türban takabilmeleri, erkek öğrencilerin de çember sakal bırakmalarının yolu açıldı. Eğer genelgeyle bu durum düzeltilmezse, saçı-sakalı birbirine karışmış öğrencileri de göreceğiz.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, kafayı türbana, mescitlere takacağına önce şu tabloya bir baksın: Uluslararası matematik ve fen bilimleri sınavları TIMSS ile PISA tarafından yapılıyor. Singapur, G.Kore, Japonya, K.İrlanda, Belçika, Finlandiya ve İngiltere başarı sıralamasında üstlerde yer aldı. Başarısızlıkta ise dini eğitimin ağırlıklı olduğu İran, Katar, Bahreyn, Ürdün, Filistin, S.Arabistan, Endonezya, Fas, Umman ve Gana’yı görüyoruz. Ülkemizin bu sıralamadaki yeri ise 50 ülke arasında 35. sırada… Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında da sonuncuyuz. Bu utanç size yetmez mi?

Asıl amaç türbanı sokmaktı

2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin çıkarılış amacında birinci öncelik imam hatip ortaokul ve liselerinde türbanı resmen serbest bırakmaktı.
Nasıl mı? Anlatalım. İmam hatip liselerinde kız öğrencilerin Kuran-ı Kerim dersinde isterlerse başörtüsü takabilecekleri, 1981 yılında çıkarılan yönetmelikte öngörülmüştü. Yani türban takması zorunlu değil, isteğe bağlıydı. Öğrenci, Kuran-ı Kerim dersinde türbanı takabilecek ancak diğer derslerde türban takması yasaktı. Ancak adı yasak olmasına rağmen özellikle AKP hükümetleri döneminde yasağın sadece adı kalmıştı. Türbanlı öğrenciye, okul yönetiminin müdahale etmesi halinde, başlarına neler gelebileceğini de çok iyi bildikleri için türban görmezden geliniyordu.
Sonra ne oldu? İmam hatip ortaokul ve liselerinde öğrenci sadece Kuran-ı Kerim dersinde türban takarken, yönetmelik değişikliğiyle Tarih, Coğrafya, Türkçe, Edebiyat aklınıza gelen bütün derslerde türban takabilmenin yolu açıldı. Yani, sınırlama kaldırıldı.

Böyle olacağı belliydi

Bunun yayılacağını bilmemek, görmemek olur mu? 23 Eylül 2012 tarihinde bu köşede yazdıklarımı hatırlatıyorum:
Yarın birileri çıkıp “Siz, haktan, adaletten, eşitlikten söz ediyorsunuz ama imam hatip ortaokul ve liselerinde öğrenci isterse tüm derslerde başını kapatabiliyor ama diğer ortaokullarda ve liselerde sadece Kuran-ı Kerim dersinde başını kapatabiliyor. Bu hak mı, adalet mi?” diyemez mi? İmam hatip ortaokul ve liselerinde türban takılması tamamen serbest bırakıldığına göre, “böyle adaletsizlik olmaz”, “inancım gereği türban takmak istiyorum” diyenler, türbanın diğer okullarda da tamamen serbest bırakılmasını isteyecektir.
Yazıyı şöyle sürdürmüşüm: Türbanı önce imam hatiplerde serbest bırakan Bakan Ömer Dinçer de biliyor ki, bir sonraki adımda bütün ortaokul ve liselerde türban serbest bırakılacaktır.

Ders ortasında namaza gidiliyor

İşte, bunu da Dinçer‘den sonra gelen Nabi Avcı gerçekleştirdi. Hem de, büyük bir kıvançla, 10 yaşından sonra isteyenin derslere türbanlı gireceğini müjdeliyor. Keşke bu çabanızı okullarda daha çağdaş eğitimi gerçekleştirmek için verebilseydiniz.
9 Eylül 2012 tarihinde yine bu köşede “Bir şey daha yazıyorum, hemen her lisede mescit açılacak” diye yazmıştım. Okullarda mescit açılması da bu öğretim yılından itibaren zorunlu oldu. Bazı öğretmen ve öğrenciler dersin ortasında “namaz vakti” deyip sınıftan ayrılıyor. Namaza gitmek isteyen öğretmeni, öğrenciyi engelleyecek bir güç mü var? Onlar namaz kılarken, öğrenciler öğretmenlerini beklemeye devam ediyor.

Karma eğitime son verilecek

İmam hatip liselerinden başlamak üzere kızlar ve erkeklerin ayrı okullarda okutulmasının yolunu açmak ve bunu kademeli olarak yaygınlaştırmak hükümetin yeni hedefi… Kız ve erkek öğrencilerin birlikte öğrenim görmeye başlamalarının çok ilginç bir öyküsü var:
Kızların İnas Darülfünunu yani kız üniversitelerine girişleri 1914 olarak kabul edilir. İstanbul Üniversitesi’nde sabah erkekler, öğleden sonra kızlar öğrenim görüyordu. 18 Mayıs 1919 günü, üniversitenin erkek öğrencileri derslere girmeyerek İzmir’in işgalini görüşmek üzere konferans salonunda hararetli konuşmalar yapıyordu. Derse girmek için bekleyen kızlar toplantının içeriğini öğrenince dayanamayıp içeri girdiler, erkeklerin arasında boş buldukları yerlere oturdular. Daha sonra kızlar kendiliklerinden erkeklerle aynı derslere girerek emrivakiler yaptı. İnas Darülfünunu 1921’de kaldırılarak üniversitede karma eğitime resmen geçilmiş oldu.
1921 yılında başlayan “karma eğitim”i, bugün tartışır olduk. Burada amaç öğrencinin başarısı değil. Amaç farklı. Onun ne olduğunu da biz bilmiyor muyuz?

Saygı Öztürk
Saygı Öztürk




Etiketler: YHA
1028