Barzaniciler Erdoğan'ın MOSSAD suçlamasına ne yanıt verdi


Kuzey Irak'taki Barzani yönetiminin yarı resmi organı Rudaw bugün bir analiz yayınlayarak, Erdoğan'ın temelsiz bir suçlama yaptığını ifade etti...

08.10.2017 10:11

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ziyaretinde Kuzey Irak Kürt bölgesel yönetimi başkanı Mesut Barzani'nin MOSSAD'la işbirliği yaptığını ifade ederek, Kuzey Irak'ta gerçekleştirilen referanduma karşı çıkmıştı. Erdoğan, şunları kaydetmişti:

"Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi neyin referandumunu yapıyor? Ve kendisini İsrail’den başka tanıyan bir dünya ülkesi yok. MOSSAD’la masaya oturarak verilen karar meşru olamaz, gayrimeşrudur. Bir tarafına malum bir zatı alıp, bir diğer tarafına bir başka malum bir zatı alıp, bu şekilde böyle bir adımı atmak inanıyorum ki, Kuzey Irak yerel yönetimini yalnızlığa mahkûm edecektir. Irak’taki muhatabımız merkezi yönetimdir ve bu referandumu da kesinlikle gayrimeşru olarak telakki ediyoruz. Attığımız adımlar daha da ağırlaştırılacaktır.”

Kuzey Irak'taki Barzani yönetiminin yarı resmi organı Rudaw ise bugün bir analiz yayınlayarak, Erdoğan'ın temelsiz bir suçlama yaptığını ifade etti.

İşte Rudaw'ın ana sayfasında yer alan o yazı:

"Başta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türkiye'deki diğer yetkililer, temelsiz bir suçlamayla Türkiye ve bölgedeki Müslümanları kandırmaya çalışıyor. Suçlama da İsrail'in Kürdistan'daki referandumun arkasında olduğuyla ilgili. Buna kendileri ve onlar gibi yanlış düşünenler dışında hiç kimse inanmayacaktır.

Bu karşıtılığı, barışçıl ve demokratik bir şekilde kaderiyle ilgili iradesini ortaya koyan, çoğunluğu Müslüman olan bir millete karşı yapıyorlar. Bu muamale utanç verici olmaka birlikte, Müslümanlık ile ilgili Müslümanlara karşı sözde destek verdikleri yönündeki gösterişlerin aslında doğru olmadığını ve İslam’ı haklı ve hakısızı ayrımak yerine sadece kendi menfaatleri uğruna için kullandıklarını gözler önüne seriyor.

Her şeyden önce Kürdistan Bölgesi ile hiçbir sınırı olmayan İsrail'in, Kürdistan Bölgesi'nde hiçbir temsilciliği de yok. Ancak 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke Türkiye'ydi. İsrail bayrağı halen Ankara'da dalgalanıyor. Halihazırda Türkiye'nin Büyükelçisi Tel Aviv'de duruyor. Hatta bununla kalmayıp Erdoğan, İsrail ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu Tel Aviv'e ispatlamak için, 2016'nın Ekim ayında, Başbakanlık Danışmanı Kemal Okam'ı Tel Aviv Büyükelçisi olarak atadığını açıklamıştı.

Türkiye, 1994'ten beri İsrail ile güvenlik işbirliği anlaşması bulunuyor. Ayrıca 1996'dan beri İsrailli askerlerin Türk askerlere verdiği eğitimle ilgili bir anlaşma da bulunuyor. Yine 1996'dan beri Türkiye ile İsrail arasında askeri, sanayi alanında bir anlaşma mevcut. Ayrıca İsrail ile askeri tatbikat gerçekleştirmişlerdir. İsrailli askeri danışmanlar da Türkiye ordusunda görev yapmıştır.

Türkiye 2006'da İsrail ile ortak askeri stratejik anlaşma imzaladı. Söz konusu anlaşmaya göre, iki taraf arasında bazıları gizli birçok anlaşma imzalanırken, silah ticaretinin hacmi Türkiye - İsrail arasındaki ticarinin yüzde 72'sini oluşturacak kadar büyüdü. Türkiye, yine 2014'te Aşkolon'da Zorlu şirketi ile Dorad İstasyonu bir anlaşma imzaldı.

Bunun dışında İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na göre, 2013 yılında, Türkiye İsrail'den en çok ithalat yapan altıncı ülke. Gazze'ye yardım taşıyan gemi olayından sonra Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirmek için her türlü çabayı gösterdi.

İsrail'in desteklenmesinin İslam inancının aksine olduğunu düşünenler, gizliden ve İsrail'i destekliyorsa, hangi yüzle İsrail'in Kürdistan'ın referandumunun arkasında olduğunu söyleyebiliyor ki bu söylemler bir iftiradan öte bir şey değil. Kürdistan Bölgesi'nin halkını açlıktan ölme, hava sahası ve sınır kapılarını kapatmakla tehdit eden Erdoğan, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı'nın bağımsızlık isteğinden saygıdan uzak bir şekilde bahsediyor.

Erdoğan, gerçekle alakası olmayan İsrail ile Kürdistan referandumu hikayesiyle, Türkiye ve dünyadaki Kürtlerin kızgınlığını dindirmek ve dindar Kürtlerle konuşmak istiyor. Halbuki dindar Kürtler, Barzani'ye Kürt kurtuluş hareketinin lideri olmanın yanı sıra, dini bir şahsiyet ve Nakşibendi tarikatının büyük bir takipçisi olarak bakmaktadır.

Sürekli İslam Ülkeleri Kongresi Başkanı olduğunu vurgulayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir halka Allah'ın tanıdığı bir hakkı nasıl engellemeye çalışır? Acaba Allah, dünya milletleri özgür ama Kürdistan halkı kendi topraklarında sömürge altında olsun mu diyor? İslam adına bu yanlışı nasıl yapabiliyor?

Artık herkesin, Müslümanlığının gerçeğinin ortaya çıkma zamanı geldi. Müslüman olan, başka Müslümanların haklarını savunmalı, buna karşı çıkmamalı. İşte gerçek Müslümanlık budur. Sahte Müslümanlık, şimdiye kadar başta Müslümanlar olmak üzere bütün dünyanın başına gelen kötü şeyden daha beter olmuştur."

69

Hava Durumu ANKARA