O tarihten önce hükümet acilen toplanmalı


Umut Oran, Geçici Seçim Hükümetinin 17 Eylül'de yapılacak Fed toplantısını beklemeden hemen harekete geçerek acilen adım atması gerektiğini söyledi.

05.09.2015 15:48

Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı, CHP Genel Başkan eski Yardımcısı Umut Oran, Geçici Seçim Hükümetinin 17 Eylül'de yapılacak Fed toplantısını beklemeden hemen harekete geçerek acilen adım atması gerektiğini, ülkenin 1994, 1998, 2001 ve 2008 krizlerinden çok daha kötü durumda olduğu uyarısını yaptı.

Oran yaptığı açıklamada küresel piyasalarda çalkantı sürerken, içeride piyasaların Fed’in 17 Eylül’de faiz artırımı konusunda karar vereceği toplantıya odaklanmış bulunduğunu belirterek, “Fed toplantısına 12 gün var hemen bugün önlem almak mümkün. 2 aylık seçim hükümetinin dahi üretebileceği çözüm mümkün” dedi.

“BÜYÜK RİSK CARİ AÇIK”

Türkiye’nin mevcut makroekonomik dengelerinin  1994, 1998-1999, 2001 ve 2008-2009 küresel ve ulusal ekonomik krizleri dönemindekinden daha riskli bir tablo ortaya koyduğunu savunan Oran şu değerlendirmelerde bulundu:

“Büyük risk cari açık: GSYH’nin yüzde 6’sına yakın cari açık, ciddi bir risk faktörüdür. Kriz yıllarına göre 1994’te GSYH’sin yüzde 1,5’i, 1998’de de yüzde 0,7’si kadar cari işlemler fazlası bulunan Türkiye, 1999’da milli gelirin sadece yüzde 0,4’ü kadar açık vermişti. 2001 krizine yüzde 3,7’lik cari açık/GSYH dengesi ile girilmiş, yıl GSYH’nin yüzde 1,9’u oranındaki cari fazla ile kapatılmıştı. 2008’de GSYH’nin yüzde 5,4’ü kadar olan cari açık, 2009’da yüzde 1,9’una inmişti.

Büyük risk devalüasyon: Ekonomide 2,04 TL’lik yıllık ortalama dolar kuru öngörüsüne göre belirlenen 2015 hedefleri, doların şimdiden 3 TL’ye gelmesi ile çoktan şaşmıştır.

Büyük risk dış borç/gsyh oranı: 1998 krizinde milli gelirin yüzde 35,6’sı, 1999’da yüzde 41,7’si, 2001 krizi öncesi yüzde 45’i düzeyinde olan, 2001 sonunda yüzde 58’e kadar çıkan, 2008-2009 kriz döneminde yüzde 38-44 arasında seyreden dış borç/GSYH oranı 2014’te yeniden yüzde 50’yi aşmıştır.

Büyük risk kısa vadeli dış borç: 2001’deki büyük kriz öncesi yüzde 24 dolayında bulunan kısa vadeli dış borçların toplam stoktaki payı halen yüzde 33’le tarihi zirvesine çıkmış durumda. Kısa vadeli dış borcun ihracat gelirine oranı yüzde 84’le 2001 krizi dışındaki en yüksek düzeyinde.

Büyük risk acık döviz pozisyonu: Yabancıların Türkiye’deki doğrudan yatırımları; hisse senedi, tahvil ve bono gibi araçlardaki sıcak para yatırımları, kamu ve özel sektöre açtıkları kredilerden alacakları ve mevduatlardan oluşan varlık-alacak toplamı ile Türklerin yurt dışı varlıkları arasındaki fark; yani döviz pozisyon açığı 2000 sonunda 98 milyar dolardı, şimdi 400 milyar dolar. 

Büyük risk hızla eriyen rezervler: Kurda yaşanacak güçlü bir dalgaya karşı rezervler yeterli olmayacaktır. 

“İŞSİZLİĞİ PATLATIR”

Büyük risk kaçan sermaye. Doların 2016 ortalarında 3,85 TL’ye çıkacağı tahminleri yapılıyor. Bu durumda Türkiye, sermaye kaçış eğilimini kırma çabasıyla faizleri olağanüstü artırmak zorunda kalır. Bu gelişme yüksek döviz açığı bulunan reel sektörde iflasları, işten çıkarmaları, işsizliği patlatır.

Büyük risk sigorta maliyeti Dış yükümlülüklerini yerine getiremeyip iflasını ilan eden Arjantin’in durumundan ders alınmalıdır.

Büyük risk siyasi iradesizlik. Küresel ekonomideki sıkıntılar ve ulusal ekonomideki yapısal sorunlar yanında, siyasette belirsizlik ve istikrarsızlık, ülkeye güveni azaltıyor, sermaye hareketlerini olumsuz etkiliyor, kriz riskini artırıyor.”

“ÜCRET, MAAŞ VE AYLIKLARDA YAPILACAK BİR İYİLEŞTİRME”

 Acilen adım atılmasını isteyen Oran, şu önerilerde bulundu:

“Ekonomide canlanma için öncelikle dövizdeki hızlı artışla alım gücü hızla düşen dar ve sabit gelirli kesime doping yapılmalıdır. Ücret, maaş ve aylıklarda yapılacak bir iyileştirme, onların yaşam kalitesini artıracak, iç tüketime yansıyacak, bu da ekonomik faaliyetleri ve ticari hayatı canlandırma yönünde etki yapacaktır.

Kredi kartında taksidi esnet.

Tüketici Kredisini Kolaylaştır. Şimdi tüketim kısıcı önlemleri geçici bir süre için esnetme yoluna gidilebilir. Tüketici kredilerinde azami vadenin 36 aydan 48 aya çıkarılacağı söyleniyor. Aynı şekilde kredi kartıyla taksitli alışverişlerde de vade sınırlaması kaldırılmalı ya da taksit sayısı artırılmalıdır. Bu sayede uyarılacak tüketim talebi, ekonomide belli bir canlanma sağlayacaktır.”

Odatv.com

793