Psikiyatrist Dr. Semih Dikkatli: Çocuklar neden intihar ediyor


İntiharda; umutsuzluk, çaresizlik duygusu ve özkıyım girişimi dışında hiçbir başka yol olmadığı düşüncesi ortak elementlerdir.

24.01.2016 10:02

Son günlerde çeşitli sınavlarda başarılı olamayan çocukların artan intiharları ve bugünün de karne günü olması nedeniyle intiharı yazmak istiyordum. Ben bu düşüncelerle çalışırken, Sevgili Şehrazat bana sosyal medya aracılığıyla bir soru sordu: "Bu nasıl bir baskı ki çocukların üstünde, bu kadar çabuk intihar edebiliyorlar."

Önemli bir sınavda çok kazık yerden soru gelmiş öğrenci gibi hissettim kendimi bir anda… İntiharları, hele de ergen intiharlarını ve nedenlerini konuşmak ve kavramak gerçekten hiç kolay değil… Bu nedenle, acele etmeden ama anlaşılır olmaya çalışarak intiharı yazmaya karar verdim. Elbette bunu bir makaleye sığdırmak mümkün değil ama hiç değilse bir başlangıç yapmalıyım değil mi?

İntihar dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sıralardaki yerini korumaktadır. Üstelik alınan tüm önlemler ve tedavi çabalarına rağmen oranlarda bir gerileme görülmemektedir. İntihar, iyileştirici tüm çabalara direnen, hatta topluma meydan okuyan evrensel bir sorun olmaya devam etmektedir.

İntihar düşünceleri ile girişimlerinin depresyonlarda, yeme bozukluklarında, alkol ve madde bağımlılıklarında, kişilik bozukluklarında ya da ruhsal kriz içindeki kişilerde tehlikeli boyutlar kazanması, ağır ruhsal hastalıklarda intihar girişimlerinin yüksek oranlarda ölümle sonuçlanması konunun ruh sağlığı ve hastalıkları alanındaki önemine işaret etmektedir.

İntiharın özet bir tanımını yapmak imkansızdır. Bu nedenle bir tanımdan daha çok nedenleri üzerine odaklanmamız gerekir. Üstelik nedenler de küme küme ele alınabilir ve oldukça çeşitlilik içerir. İyileştirme sorunları bu çeşitli nedensellikten kaynaklanır. Bu nedenleri tanımlayabilmek için analitik ya da görüngüsel bazı ekoller, çeşitli önermelerde bulunmuş olsa da tam olarak açıklayamadıkları da ortadadır.

Bazıları intiharı bir hastalık gibi algılarken, bazıları sadece depresyonla özdeşleştirir. Ekollerin bir kısmı sorunu narsistik nedenlere dayandırır, bir kısmı da nesne ilişkilerindeki bozukluklarla açıklamaya çalışır. Tüm bu tanımlama çalışmaları çok değerli olsa da intihara belirli bir pencereden bakma eğilimi taşırlar. Hepsi kendi içinde çok tutarlı gözükse de büyük oranda eksiklikler taşır. Çünkü intihar olgusu karmaşıktır, çok katmanlı nedenler içerir ve sadece bu bile intiharlarda genel bir tanımlama yapılmasını engeller.

Buna rağmen birçok düşünür intiharın kısa tanımlamasını yapmaya uğraşmıştır. İntihar üzerine akıl yoran önemli düşünürlerden Durkheim için intihar tanımında iki temel faktör vardır. Birincisi; yapılan eylemin ölüme götüreceğini bilmek, ikincisi; dolaylı ya da dolaysız ölümün oluşması…

Ancak bazı durumlarda eylemin ölüme götüreceğinin bilinmesi yani bilinçli olduğu tartışılır. Örneğin aniden ortaya çıkan girişimlerde bu bilinçlilikten bahsedebilmek çok güçtür. Üstelik, genelde intihar girişiminde bulunan insanların birçoğunun diğer ruhsal problemlerinin bilinçliliğini etkilediği de ortadadır. Ayrıca Durkheim’ın tanımlamasında yer alan eylemin kişinin kendisine yönelik olduğuna dair savına Freud yıllar önce karşı çıkmıştır.

EYLEM, DÜŞ KIRIKLIĞI VE ÖFKE YARATAN YİTİRİLMİŞ SEVGİ NESNESİNE YÖNELİKTİR

Ayırca eylem sadece ölüm maksadıyla gerçekleştirilmez. Aslında içinde ölüm ve yaşam arasında gidip gelen ikircikli bir durum içerir. Bu ne demektir? Aslında intihar girişiminde bulunan kişiler bir ucunda ölüm, diğer ucunda ne olursa olsun konumunu değiştirme, bitmeyen acılardan, şiddetli korkulardan ve derin bir çökkünlükten kurtulma istemi olan bir yelpaze içinde hareket ederler.

Ayrıca; ölüm ve eylem arasında sağlıklı insanların kurduğu ilişkiyi, intiharı düşünen insanlar kurabilse girişimde bulunma ihtimalleri çok düşerdi. Eylemin kurbanın kendisine yönelik olduğu görüntüsü ve tek başına ölümü getirmek amacıyla yapıldğı iddiası da şüphelidir.

İntiharda; umutsuzluk, çaresizlik duygusu ve özkıyım girişimi dışında hiçbir başka yol olmadığı düşüncesi ortak elementlerdir.

Yine Durkheim, intiharı toplumsal bir olgu olarak görmekte ve toplumlarda kolektif bir intihar potansiyeli olduğunu iddia etmektedir. Varolan bu kolektif eğilimin bireyleri intihara sürüklediğini, bunun kanıtının da toplumlar değişmedikçe intihar oranlarının değişmemesi olduğunu ileri sürmektedir. Ayrıca Durkheim, intihar oranlarının her toplumda farklı olduğunun, bireylerin toplumsal uyumunun artması halinde bu oranların azaldığının altını çizer. İntiharların toplumsal olaylardan etkilendiği ve bu etkilenmenin kaçınılmaz olduğu artık yaygın biçimde kabul görür. Ancak intiharda bireysel dinamiklerin de çok etkili olduğu unutulmamalıdır. Fiziksel ve ruhsal hastalıklar bireysel nedenler içinde ele alınabilir.

Herkes intiharlar sonrası girişimde bulunan kişiyle ilgilenir fakat bu eylemlerin bir de toplumsal ve çevresel etkileri vardır. Özkıyım girişimleri çevrede korku, yardım etme isteği ve suçluluk duyguları yaratır. Bunlara yetersizlik, çaresizlik ve öfke duyguları da eklendiğinde çevrede yer alan kişilerin durumu daha da karmaşık bir hal alır. Bu çevredeki kişileri savunma arayışına iter. Kişiler kurbanla ilgileniyormuş gibi yaparak suçlayacak başkalarını ararlar. Öncelikle de psikiyatristler suçlanır.  

İntihar dolaylı (gizil) ya da dolaysız olarak gerçekleştirilebilir. Yoğun sigara içimi, hızlı araba kullanma vd. gizil intihar girişimi olabilir.

Ağır benlik bozukluğu gösteren hastalarda intihar girişimleri ortaya çıkan regresyonla (gerileme) ilgilidir. İntiharı araştıranlar geliştirdikleri kuramları çoğunlukla bu regresyona dayandırırlar.

GERİLEME (REGRESYON) ERGENLER İÇİNDE ÖNEMLİ BİR SEBEPTİR

Ergenlerde görülen narsistik (özsevisel) yaralanmalar, önemsiz gibi görülen travmalar, ufak engellenmeler ve belirsiz kayıplar, en derin katmanlara hızla inen, önüne geçilemez gerilemeler başlatabilir. Kişilerde belirtilerin aniden gelişmesi, eylemevurumların (acting out) çoğalması, hatta intihar düşüncelerinin gelişmesi bu gerilemenin göstergesidir.

Bu gerilemelerin başka bir özelliği aynı hızla geri dönebilir olmasıdır. Yani kötüleşmenin başladığı hızla iyileşme gözükür.

Önemsiz gibi görünen travmalar sonucu görülen yoğun ve şiddetli duygular gerilemeyi düşündürmelidir. Genellikle öfke ve saldırganlık, yıkıcılık ön planda yer alır. Bu yıkıcı duygular ergenin bilişsel yetilerini ve sağlıklı yargılamasını bozar. Bu sırada bu ani gerileme içinde olan ergenlerin bazıları için anne, baba, arkadaşlar işe yaramaz, kötü ve cezayı haketmiş olarak algılanırken, bazıları için öfke kendine yönelmiş olabilir. Sonuç katlanılamayan öfke ve korkunun ortaya çıkması, yıkıcılığın şiddetlenmesidir. Bu durumdaki ergenler çoğunlukla; “Dağılmaktan, kendimi kaybetmekten korkuyorum. Kendimi tanıyamıyorum, ne olduğumu bilemiyorum.” gibi yakınmalar ortaya koyar.

Klinik gözlemler ergenlerde intihar düşünceleri ve intihar girişimlerinin, intiharlardan daha çok olduğunu göstermektedir. Bu süreçte ergenlerde, açık olarak içsel uyaranları yönlendirme ve onları kontrol edebilme yetilerinde bozulma görülür. Ergende intihar girişiminin birdenbireliği ve genellikle plansız oluşları, benliğin kontrol yetilerindeki yetersizlikten kaynaklanır.

Narsistik yaralanmalar, önemsiz gibi görülen travmalar, ufak engellemeler, belirsiz kayıplar bir süreç başlatabilir. Bu süreçte gerileme önemli bir rol oynar ve ruhsal yapı bir değişim gösterir. Bu dönemde, korku, kaygı, huzursuzluk ve öfke şiddetlenir. İşte bu aşamada ortaya çıkan intihar girişimlerini nesne ilişkileri kuramcıları bedene yansıtılmış, nefret edilen, yutucu, ortada bırakan, güvenilmez nesne tasarımlarına (anne, baba vd.) bağlar. Yani dışarıda örseleyen, güvenilmez, nefret edilen bir anne veya baba varsa ergen ona duyduğu öfkeyi bedenine yansıtarak intihar girişiminde bulunur. Böylelikle bedeni aracılığıyla simgesel olarak ebeveynlerinden kurtulmayı umar.

Ergenlerin, çeşitli sebeplerle, anne babaları tarafından üzerlerinde oluşturulan baskı karşısında, aniden ortaya çıkan davranış patolojileri ve intihar girişimlerinin temelinde bu gerileme vardır. Ergen intiharları için söylenecek daha pek çok söz olsa da bunu kitaplara sığdırmak çok güçtür. Belki bir dizi yazıyla bir bilinçlendirme sağlanabilir.

Bu yazıyı bir genel teorik bilgilendirme olarak ele alırsak, belki de bir sonraki yazıda ergen intiharlarının yaşam pratiği içindeki nedenleri ve nasıl önlenebileceğiyle ilgili bir tartışmayı yürütebiliriz.

Not: Yazıda Doç.Dr.Celal Odağ’ın Özkıyım kitabından da yararlanılmıştır.

Psikiyatrist Dr. Semih Dikkatli

Odatv.com

842

Hava Durumu ANKARA