Türkiye'nin ilk eşcinsel evliliğini o yapmıştı


Türkiye'nin ilk eşcinsel evliliğini o yapmıştı. Tüzüklerle savaşarak geldik...

05.07.2015 16:06

Sözcü gazetesi yazarı Oray Eğin, ABD'de eşcinsel evliliğin yasalaşmasına gönderme yaptığı ve bir yerleşik kurum olarak evliliği sorguladığı yazısında Türkiye'nin ilk eşcinsel evliliğini yazdı. Eğin, Türkiye'de eşcinsel evliliğin yasak olması nedeniyle Sanatçı Ferdi Özbeğen'in hayat arkadaşını evlat edindiğini, böylece yasaların etrafından dolaştığını anlattı.

İşte Eğin'in o yazısı:

Ferdi Özbeğen’in vasiyetini beğenmeyen Hilmi Mutlu (Özbeğen) hakkını istiyor.

Benim kuşağım ve benden öncekiler için eşcinsel evliliğinin hep tahayyül edilemez bir kavram olduğunu düşünürdüm. Bir erkeğin sevdiği bir erkekle, bir kadının sevdiği bir kadınla evlenebilme ihtimalinin kimi ülkelerde gerçekleşmeye başladığı 2000’lerin başından beri de neden böyle bir ihtiyaç duyulduğunu da anlamakta güçlük çekerdim.

LGBT hareketi sadece cinsellik olarak değil, yerleşik düzenin bütün kalıplarına karşı çıkarak gelişmişti. Evlilik ise bu toplumun en ilkel, en dayatmacı, en sıradan kurumlarından biriydi.

Kuşkusuz, toplum gibi ben de evrildim. Meselenin sadece yüzük takmaktan ibaret olmadığını anladım. Oysa bunu bizlerden çok daha önce hayal etmiş, hatta yasaklara rağmen kendi yöntemini bulmuş eski kuşaklar vardı. Keşke, geçen cuma günkü Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin evlilik eşitliğini tarihi bir hak olarak tanıyan kararına tanıklık edebilselerdi.

Keşke Ferdi Özbeğen hâlâ aramızda olsaydı.

Gençliğinde çektirdiği fotoğraflarla pek çok genç erkeğin yüreğini hoplatan beyaz piyanonun ardındaki efsaneyle hayatının son yıllarında sık sık telefonda konuşma imkanım olmuştu.

Ferdi Özbeğen hayat arkadaşını evlat edinerek yasanın açığından faydalandı.

Uzun sohbetlerde anılarını anlatır, aşklardan bahsederdi. Hayatını paylaştığı Hilmi Mutlu’yu 1999’da evlat edinmişti. Henüz eşcinsel evliliğini kanunen tanıyan bir ülke yoktu dünyada, kavram bile pek çokları için çok yeniydi. Dönemin Hürriyet gazetesinde şöyle bir ifade yer alıyor: “İki eşcinselin yaşantısını konu alan ’Çılgınlar Kulübü’ benzetmesine…”

Uzun bir ’Yok canım ne alakası var, kanuni hakkım bu benim’ açıklamasının ardından “Benim yaşam şeklimle bu olayın hiç bir ilgisi yok” cümlesi de çıkıyor ağzından.

Ferdi Özbeğen’i sahnede son izlediğimde Liberace’nin Las Vegas’taki şimdi müze olan evinde satılan broşlardan birini takıyordu. Hilmi’yle ilişkisi de tıpkı “Behind The Candelabra” filmine de konu olan Liberace’nin sevgilisi Scott Thornson’ı andırıyordu. Basının baskını başından savmak için Liberace 16 yaşında tanıştığı Scott’ı evlat edinme girişiminde bulundu, ama devamı gelmedi. Aralarındaki yaş farkı 48’di.

Las Vegas’ın şamdanlı piyanisti genç sevgilisini estetik ameliyatlarla kendisine benzemesini bile sağladı.

1986 yılında Thorson ABD tarihinin ilk gay nafaka davasını açtı ama 95 bin dolara mahkeme dışında uzlaşıldı. Tabii ki, Liberace kamuoyu önünde hiçbir zaman eşcinsel olduğunu ya da Thorson’la ’karı koca ilişkisi’ yaşadığını itiraf etmedi.

Ferdi Özbeğen aslında Liberace’nin bile yapamadığını yaptı. Hayatını geçirdiği insanla yasalar izin vermediği için resmen birlikte olmayan nice eşcinselin başvurduğu yöntem evlat edinmeydi. Recep Tayyip Erdoğan bir keresinde “Tüzüklerle savaşarak geldik” demişti ya, işte binlerce eşcinselin başvurduğu oyuncaklı yöntem de buydu; yasaklara nanik yapmaktı.

Eşcinsel evliliği bir ömrü beraber yaşama vaadinden, düğün gecesi çalınan Nükhet Duru şarkılarından ya da en güzel damatlığı giymekten ibaret değil.

Bunca yıldır bu kanunun geçmesi için mücadele edenlerin eşitlik arzusu pratik nedenlere de dayanıyor.

Karı-kocaya tanınan sosyal sigorta, miras hakkına, vergi indirimine sahip olmak gibi.

Ferdi Özbeğen vak’asında ise her şey güllük gülistanlık değil. Sanatçı bütün malvarlığını Türk Eğitim Vakfı’na bağışladığı için Hilmi Mutlu (Özbeğen) vasiyetin iptali davası açtı. Görüyorsunuz, evliliğin bazı tarafları herkes için aynı işliyor.

Odatv.com

2739

Hava Durumu ANKARA